Kategori arşivi: Uncategorized

Yakın Çevremizdeki Tablo

19 Şubat 2014

Suriye kimyasal silahlarının ülke dışına çıkarılarak imha edilmesine yönelik mutabakat ile İran nükleer programına ilişkin Ortak Eylem Planı, içerdikleri tüm uygulama zorluklarına rağmen, uluslararası düzeyde belirli bir iyimserliğe yol açmıştı. Oysa son günlerde hava biraz değişmiş gibi. Okumaya devam et

Orta Doğu Barış Sürecinde Gündem

16 Şubat 2014

ABD’nin çabasıyla başlatılan İsrail-Filistin görüşmelerinin amacı, kalıcı bir çözüme ilişkin ayrıntılı müzakerelere zemin teşkil edecek ilkeleri içeren bir çerçeve üzerinde mutabakat sağlanması olarak açıklanmıştı. Daha doğrusu, ABD böyle bir çerçeve anlaşmayı oluşturup taraflara sunacaktı.  Dokuz ay içerisinde de neticeye varılması öngörülmüştü. Oysa şimdi bunun “yapay bir zaman dilimi” olduğu, daha fazla zamana ihtiyaç bulunduğu ifade edilmekte. Uzun süre gizliliği korunan görüşmelerden basına sızmalar olmakta. Okumaya devam et

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Çatışma/Karmaşa

11 Şubat 2014

Kendi iç siyaset gündemimiz ve bölgesel gelişmeler gözümüzü dünyanın başka yerlerindeki olaylara çevirmemize pek olanak bırakmıyor. Oysa, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde (OAC)  giderek yükselen çatışma eğilimi uzunca bir süredir uluslararası dikkatleri üzerinde toplamış bir sorun.

OAC adından da anlaşılacağı üzere Afrika’nın tam ortasında, denize çıkışı olmayan, yaklaşık 623,000 km2’lik toprağa ve 4.6 milyon nüfusa sahip bir ülke. Tarım potansiyeli, su kaynakları, ormanlar ve madenler, özellikle elmas bakımından zengin. Başlıca ihraç ürünleri elmas, kereste, pamuk, kahve ve tütün. 2012 verilerine göre kişi başına yıllık gelir sadece 500 dolar düzeyinde. Ortalama ömür 51 sene. Acil insani yardıma ihtiyaç duyanlar nüfusun neredeyse yarısı. 800,00 dolayında kişi evini terk etmiş. 245,000 kişi komşu ülkelere sığınmış. Okumaya devam et

Ocak 2014’e Toplu Bakış

(Bu yazı, dostum ve meslektaşım Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

9 Şubat 2014

Genel:

Ocak ayı, özellikle Orta Doğu odaklı uluslararası diplomasi bakımından son derece hareketli geçmiş olsa da sonuçlar çarpıcı değildir.  İyimser olmak istiyorsak, Ocak ayını “geleceğe dönük yatırımların yapıldığı” bir ay olarak da nitelendirebiliriz. Keza bölgenin istikrasız görünümüne bakarak, beklenmedik yeni patlama veya sarsıntıların yaşanmamış olmasını kazanç sayabiliriz. ABD ve Rusya, bu tür gelişmeleri önlemek ve her biri son derece kırılgan olan süreçleri ayakta tutabilmek amacıyla, Ukrayna örneğinde olduğu gibi başka alanlarda sürmekte olan rekabet ve çatışmalarına rağmen, bölgemizde uzlaşmacı bir işbirliği içinde görünmektedirler. Bu durumu, bölgede barış ve istikrarı yakalama ihtiyacının her iki ülke için de ulusal çıkar konusu olarak görülmesiyle izah edebiliriz. Okumaya devam et

Obama’nın Dış Politikada Diplomasiye Öncelik Tanımasına Yöneltilen Eleştiriler

6 Şubat 2014

Başkan Obama’nın Suriye’de, Orta Doğu’da ve ötesinde askeri müdahaleyi tamamen dışlamamakla birlikte önceliği siyasi/diplomatik çözüm süreçlerine veren yeni yaklaşımının bölgede ve Amerikan iç siyasetinde artan eleştirilere yol açtığına daha önceki bir yazımda değinmiştim. Başkan’ın siyasetini savunmak elbette bana düşmüyor. Amerikan iç politikasını yönlendiren dinamikleri, ince hesapları da bilemem. Dünyaya bir Amerikalı gözüyle de bakamam. Diğer yandan, bir bölge insanı olarak bu değişikliği nasıl algıladığımı açıklamama bir engel bulunmuyor. Okumaya devam et

Ukrayna’da Gerilim

2 Şubat 2014

Suriye iç savaşı, özellikle 130,000’i bulan can kaybı ve çevreye yayılmaya başlamış olması nedeniyle uzunca bir süredir uluslararası gündemin en acil sorunudur.

Birçok ülke Cenevre II’nin hiç değilse bir ümit yaratmasını beklerken, umulmadık bir yerden ve kişiden yeni bir “iç savaş” uyarısı geldi. Ukrayna’nın 1991’de bağımsızlığını kazanmasından sonraki ilk Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk, 29 Ocak 2012 tarihinde Ukrayna Parlamentosunda yaptığı ve bütün üyelerden alkış aldığı konuşmasında, Ukrayna’nın çok kritik bir noktada bulunduğunu, Parlamento’nun sorumluluk duygusuyla hareket etmesi gerektiğini, Ukraynalıların ve bütün dünyanın ülkenin “iç savaşın eşiğinde” olduğunu bildiğini ifade etti. Okumaya devam et

Tunus Bir Ümit Işığı Olabilecek mi?

30 Ocak 2014

İki sene önce yayınladığım kitabımın “Arap Baharı” bölümünde şöyle demiştim:

“Tunus’taki gelişme biraz farklı oldu. İslami olarak nitelendirilen Ennahda % 41 oyla seçimleri (Ekim 2011) birinci sırada bitirdi ve 217 üyeli parlamentoda 90 sandalye sahibi oldu. Büyük liberal partiler % 34 oyla 73 sandalye kazandılar. Esas itibariyle yeni Tunus anayasasını hazırlamakla görevli yeni Parlamentonun yapması gereken ilk işlerden biri de Cumhurbaşkanı seçimi idi. Tunus Parlamentosu 12 Aralık 2011 tarihinde bu göreve laik ve merkez-sol eğilimli Cumhuriyetçi Kongre Partisi lideri Monsef Marzuki’yi seçti. Okumaya devam et

İran Nükleer Programına İlişkin “Ortak Eylem Planı”nın Uygulaması Başlarken

(Bu yazı, dostum ve meslektaşım Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

26 Ocak 2014

İran ve P5+1, yani Güvenlik Konseyinin daimi üyeleri ve Almanya, 23 Kasım 2013 tarihinde Cenevre’de, İran’ın nükleer programına ilişkin Ortak Eylem Planı üzerinde mutabakata vardılar.

Bu belge, teknik ayrıntıyı bir yana bırakacak olursak; İran’ın, nükleer silah üretiminin olmazsa olmazı uranyum zenginleştirme faaliyetini %5 düzeyinde dondurmasını, ileri   düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarını tasfiye etmesini, nükleer tesislerini Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA)  yetkililerinin denetimine bugüne kadar olmadığı düzeyde açmasını, buna karşılık P5+1’in de yaptırımlar rejimine getirecekleri esneklikle İran’a yaklaşık 7 milyar dolarlık bir imkan sağlamasını içeriyordu. Cenevre mutabakatı sonrası verilen beyanatlardan, yayınlanan görüntülerden bu gelişmenin büyük memnuniyet yarattığı açıkça görülmekteydi. Okumaya devam et

Cenevre II: Nereye Doğru?

23 Ocak 2014

Cenevre II olarak adlandırılmakta olan Suriye barış görüşmelerinin 22 Ocak 2014 Çarşamba günü Montrö’de düzenlenecek açılıştan sonra Cuma günü Cenevre’de devamı kararlaştırılmış olduğu cihetle, bu haftanın ilginç gelişmelere, son dakika manevralarına sahne olacağı belliydi. (Bu arada, açılış toplantısının gerçekleştirildiği Montreux Palace’ın, 1936 Boğazlar Sözleşmesinin imzalandığı,  benim de genç bir heyet mensubu olarak katıldığım 10-11 Mart 1978 Ecevit-Karamanlis zirvesinin düzenlendiği otel olduğunu kaydedeyim.)

Haftanın ilk gününe damgasını vuran İran oldu. Çünkü BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Cenevre II’ye katılıp katılamayacağı, katılmak için ne yapması gerektiği bir süredir tartışılan İran’ı anılan toplantıya davet ettiğini açıkladı. Okumaya devam et

Afganistan’da Görünüm

19 Ocak 2014

Başkan Obama ve İngiltere Başbakanı David Cameron, 2013 Mart ayı ortasında Washington Post gazetesinde yayınladıkları ortak makalede şöyle demişlerdi: “Afganistan’daki uluslararası güce en büyük katkıyı yapan iki ülke olarak, askerlerimizin el Kaide’nin yapısının çökertilmesinde, Taliban’ın gücünün kırılmasında ve Afgan güvenlik güçlerinin eğitiminde kaydettikleri başarıdan gurur duymaktayız. Ancak, son gelişmelerin de ortaya koyduğu üzere bu, güç bir görev olma niteliğini korumaktadır…” Okumaya devam et