Aylık arşivler: Kasım 2014

İsrail-Filistin “Barış Sürecini” Canlandırma Çabaları

29 Kasım 2014

Elli gün süren Gazze çatışmasından sonra “barış sürecinin bir aşamada” canlandırılması bekleniyordu. Henüz bu yönde somut bir adım atılabilmiş değil. Ama bu yönde bazı niyet beyanları var. Öte yandan birçok olumsuzluk yaşanmakta.
Son haftalara damgasını vuran gelişmelerin başında, aralarında İsrailli milletvekillerinin de bulunduğu 35 kişilik bir grubun 5 Kasım’da zorla Harem-i Şerif’e girmesi ile başlayan ve tırmanan olaylar geliyor. Bu gelişmeler Müslüman ülkelerden şiddetli tepki aldı. Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas olayı “savaş ilanı” olarak nitelendirdi. Batı yakasında, Gazze’de protesto gösterileri düzenlendi. İsrail vatandaşı Araplar da benzer eylemlerde bulundular.
18 Kasım’da ise Har Nof’daki bir sinagoga baskın düzenleyen iki Filistinli, burada ibadet etmekte olan dört hahamı ve bir polisi öldürdü. Bu terör eylemi de büyük tepki yarattı. Okumaya devam et

Reklamlar

İran-P5+1 Müzakerelerinde İkinci Süre Uzatımı

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

25 Kasım 2014
Başkan George W. Bush, 26 Ocak 2002 tarihinde Kongre önünde yaptığı “Birliğin Durumu” (State of the Union) konuşmasında, Irak, İran ve Kuzey Kore’den “şer ekseni” (axis of evil) olarak söz etmişti. O tarihte Saddam Hüseyin yerinde, Irak’ın işgali bir sene ilerideydi. İran’ın Cumhurbaşkanı, reform bekleyenlerin ümit bağladıkları ılımlı Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi idi. Mahmud Ahmedinejad’ın onun yerini almasına ve İran’ın ABD ile ilişkilerinde yeni ve daha da zorlu sekiz yıllık bir dönemin bir dönemin başlamasına yaklaşık üç sene vardı.
O konuşmadan bu yana 12 yıl geçti.
Saddam Hüseyin artık yok ama Irak sorunu katlanarak devam etmekte.
İran’ın Cumhurbaşkanlığı makamında ise, reform ümitlerinin bir kez daha bağlandığı Hasan Ruhani bulunuyor. Okumaya devam et

Dünyanın En Sorunlu Bölgesi ve Türkiye

20 Kasım 2014

Orta Doğu, dini, mezhepsel, etnik, ekonomik ve sosyal arka planlarıyla siyasi sorunların her şeye egemen olduğu bir bölge olmak özelliğini koruyor. Bölge yönetimleri kendi kısır gündemlerini aşarak, yurtlarında ve bölgelerinde, istikrar, işbirliği, refah gibi büyük hedeflere odaklanamıyor. Soğuk Savaş döneminde hiç değilse “barış içinde bir arada yaşama” kavramı vardı. Orta Doğu’da o da yok.

Irak ve Suriye komşumuz olduğu için oradaki gelişmeler elbette bizi daha yakından ilgilendirmekte. Okumaya devam et

APEC Zirvesinin Düşündürdükleri

18 Kasım 2014

10-11 Kasım tarihlerinde Pekin’de düzenlenen 22. APEC (Asia-Pacific Economic Cooperation–Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği) Liderler Zirvesi ve onu hemen izleyen G-20 Brisbane Zirvesi dikkatlerin tekrar bu bölgeye, sorunlarına ve biraz da küresel güç dengelerindeki evrime çevrilmesine vesile oldu (*).
Hatırlanacağı üzere Başkan Obama Çin’e ilk resmi ziyaretini, görevini üstlenmesinden dokuz ay sonra, Kasım 2009’da, Singapur’da düzenlenen 17. APEC zirvesi ile Japonya, Çin ve Güney Kore’yi kapsayan bir Asya turu çerçevesinde gerçekleştirmişti. Bu ziyaret sonrasında yayınlanan ortak bildirinin daha çok öne çıkan kavramı “stratejik güven inşası” idi. Tarafların birbirlerinin “temel çıkarlarına saygı göstermelerinin”, ikili ilişkilerde istikrarlı ilerleme için büyük önem taşıdığına değinilmişti. Okumaya devam et

Seçim Sonrasında Ukrayna

 

8 Kasım 2014

26 Ekim’de düzenlenen seçimde Batı yanlısı partiler Ukrayna Parlamentosunda (Rada) büyük bir çoğunluk sağladılar.

Rada’nın normalde 450 üyesi var. Bunların 225’i ülke çapında parti listelerine verilen oylarla nispi temsil esasına göre seçiliyor. Geri kalan 225 Rada üyesi ise, en çok oyu alanın kazandığı tek kişilik seçim bölgelerinden geliyor. Daha da açık deyişle, ülke 225 adet küçük seçim bölgesine bölünmüş ve bunların her birinden bir milletvekili çıkıyor. Sandık başına giden her Ukraynalıya iki seçim pusulası veriliyor. Bunlardan biri siyasi partiler, diğeri ise yerel adaylar için kullanılıyor. Kırım’da 15, Donetsk ve Luhansk’da ayrılıkçıların kontrolündeki 12 seçim bölgesinde oy kullanılamadığı için Rada’nın mevcudu 423 olacak. Okumaya devam et

Tunus Sorunlarına Rağmen Hala Tek Ümit Işığı…

2 Kasım 2014
Tunus’a ilişkin önceki yazımda (*) Arap baharının Tunus’ta kendi öz dinamikleriyle başarılı bir örnek yaratabilmesinin büyük önem taşıdığını; İslamcı Ennahda ile laik muhalefet arasında, 2014’de yapılması öngörülen Ulusal Meclis seçimlerine kadar ülkeyi yönetecek bir teknokrat geçici hükümet üzerinde mutabakata varılmasının Orta Doğu’ya hakim ”ya hep ya hiç” yaklaşımının bir kenara konulabileceğinin ilk somut örneğini oluşturduğunu; Batı’nın Tunus örneğinin başarısı için başta ekonomik destek olmak üzere elinden gelen tüm olanakları seferber etmesi gerektiğini belirtmiştim.
Ulusal Meclis seçimi 26 Ekim’de yapıldı. Devrim sonrasında, 23 Ekim 2011’de düzenlenen ilk seçimin galibi İslamcı Ennahda bu defa ikinci sıraya geriledi. Laik kesimi bünyesinde toplayan Nida Tunus partisinin 85 milletvekili çıkarmasına karşın Ennahda 89’dan 69’a düştü. Özgür Milli Birlik partisi 16, sol eğilimli Halk Cephesi 15, Afak Tunus 8 milletvekili çıkardı. Onları daha küçük partiler izledi. 217 sandalyeli Tunus Ulusal Meclisinde ortaya çıkan bu tablo koalisyona gidilmesini gerekli kılıyor. Okumaya devam et