Tunus Sorunlarına Rağmen Hala Tek Ümit Işığı…

2 Kasım 2014
Tunus’a ilişkin önceki yazımda (*) Arap baharının Tunus’ta kendi öz dinamikleriyle başarılı bir örnek yaratabilmesinin büyük önem taşıdığını; İslamcı Ennahda ile laik muhalefet arasında, 2014’de yapılması öngörülen Ulusal Meclis seçimlerine kadar ülkeyi yönetecek bir teknokrat geçici hükümet üzerinde mutabakata varılmasının Orta Doğu’ya hakim ”ya hep ya hiç” yaklaşımının bir kenara konulabileceğinin ilk somut örneğini oluşturduğunu; Batı’nın Tunus örneğinin başarısı için başta ekonomik destek olmak üzere elinden gelen tüm olanakları seferber etmesi gerektiğini belirtmiştim.
Ulusal Meclis seçimi 26 Ekim’de yapıldı. Devrim sonrasında, 23 Ekim 2011’de düzenlenen ilk seçimin galibi İslamcı Ennahda bu defa ikinci sıraya geriledi. Laik kesimi bünyesinde toplayan Nida Tunus partisinin 85 milletvekili çıkarmasına karşın Ennahda 89’dan 69’a düştü. Özgür Milli Birlik partisi 16, sol eğilimli Halk Cephesi 15, Afak Tunus 8 milletvekili çıkardı. Onları daha küçük partiler izledi. 217 sandalyeli Tunus Ulusal Meclisinde ortaya çıkan bu tablo koalisyona gidilmesini gerekli kılıyor.
Ülke genelinde seçime katılım oranının düşük olması, siyaset kurumuna olan güvenin azaldığının göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Ennahda’nın gerilemesinin başlıca nedenleri, radikal İslamcı terör örgütlerinin artan eylemleri, ekonomik sıkıntılar, Ennahda’nın kurduğu koalisyon hükümetinin işsizlikle mücadeleden çöplerin toplanmasına uzanan bir yelpazedeki icraatının yarattığı düş kırıklığı, bir başka deyişle, Ennahda’nın iki yıllık iktidarı sırasında bekleneni verememiş olması.
Ennahda’nın başkanı Raşid Gannuşi, seçimden iki gün önce Washington Post gazetesinin 24 Ekim 2014 tarihli nüshasında yayınlanan makalesinde, ülkesindeki gelişmeleri Arap baharı ruhunun devam ettiğinin göstergesi olarak tanımladı. Tunus’un Arap ülkelerinde de demokrasi olabileceğini, İslam’la demokrasinin bağdaşabildiğini ortaya koyduğunu dile getirdi. Tunus’un “ılımlı İslamcılarla ılımlı laikler arasında siyasi ortaklık modelinin” öncülüğünü yaptığına, Ulusal Meclis’in Ocak ayında yeni bir anayasayı % 94’lük bir çoğunlukla kabul etmiş olmasının bunu kanıtladığına işaret etti. Ennahda’nın Ulusal Meclis’teki 89 milletvekilinin 41’inin kadın olduğunu vurguladı. Ulusal birlik, uzlaşma gibi kavramları öne çıkardı. İstikrar adına demokrasiden fedakarlık anlayışını reddetti.
Seçim akşamı yenilgiyi kabul ederek rakibi Beji Said Essebsi’yi kutladı.
Nida Tunus’un başarısı Tunus ve Batı basınında genelde “laiklerin İslamcılara karşı zaferi” olarak tanımlandı. 29 Ekim 2014 tarihli The Guardian’da Monica Marks imzası ile yayınlanan yazıda ise, durumun göründüğünden daha karmaşık olduğu, Nida Tunus’un aslında değişik siyasi eğilimleri bünyesinde barındıran bir parti, ya da solcularla Zine El Abidin Ben Ali’nin artık kapatılmış bulunan Anayasal Demokratik İttifak partisiyle bağlantılı kişilerin oluşturduğu bir seçim ittifakı olarak tanımlanabileceği, ortak paydanın da esas itibariyle Ennahda karşıtlığı olduğu söyleniyor. Bunların parti içerisindeki göreceli ağırlıklarından kaynaklanan sorunların ortaya çıkabileceğine, parti içi demokrasinin güçlü olmadığına işaret ediliyor. Nida Tunus muhaliflerinin, partide tek adam eğiliminin ortaya çıkmasından, terörle mücadele kapsamında tüm İslamcıların bastırılmasından kaygı duyduklarını belirtiliyor.
Tunus’ta 21-23 Kasım 2014 tarihlerinde Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turu düzenlenecek. Şu aşamada tek aday Nida Tunus partisinin başkanı Essebsi. Kendisinin bu seçimi kazanması bekleniyor. Bunun parti ve Tunus iç siyaseti bakımından ne gibi sonuçlar vereceğini bekleyip görmek gerekiyor. O tarihe kadar yeni hükümeti kurma çalışmalarının tamamlanamaması da bir olasılık. Kimileri, Nida Tunus’un Ennahda ile birlikte ulusal bir koalisyon hükümeti kurması ülkenin iç barış ve istikrarı bakımından yararlı buluyorlar. Kimileri ise bunun eşyanın tabiatına aykırı olacağı görüşündeler.
Tunus’un sorunlarının başında ekonominin rayına oturtulması, bu bağlamda işsizliğin azaltılması ve cihadist örgütlerle mücadele var. Libya ve Cezayir sınır bölgelerinde üslenmiş bu tür gruplar ülke güvenliği bakımından ciddi bir sorun teşkil ediyor. Tunus’tan, Irak ve Suriye’ye IŞİD veya El Kaide bağlantılı terör örgütleri saflarında savaşmak üzere giden 3000 kişi olduğu söyleniyor.
Saygın düşünce kuruluşu International Crisis Group’un 20 Ekim 2014 tarihli ve “Tunus’un Sınırları (II): Terörizm ve Bölgesel Kutuplaşma” başlıklı incelemesinde, 2013’den bu yana sınır bölgelerindeki silah ve uyuşturucu kaçakçıları ile cihadist gruplar arasındaki ittifakın güçlendiği, yasadışı ticaret şebekelerinin şiddeti teşvik etmekte olduğu, basının bundan teröristleri sorumlu tuttuğu, Mehdi Cuma’nın teknokrat hükümetinin ise ülkedeki terör karşıtı hissiyatı dini aşırılığa dönük bir korkuya dönüştürmeye çalıştığı kaydediliyor. Bu bağlamda dikkate alınması gereken tehlikenin, büyük bir terör eyleminin İslamcılarla laikler arasında kutuplaşmayı arttırması olasılığı olduğu dile getiriliyor. Tunus’un terörle mücadeleye serinkanlı ve siyasetten arındırılmış bir yaklaşımla eğilmesinde, bir yandan güvenlik önlemleri alırken diğer yandan sınır bölgesinde yaşayanların devlete olan güven ve desteğini arttıracak yeni ekonomik ve sosyal girişimler başlatmasında, basının bütün İslami akımları aynı kefeye koyan sansasyonel yaklaşımına da itibar etmemesinde yarar bulunduğu dile getiriliyor.
Bütün bunlardan çıkarılabilecek sonuç, Tunus’taki güncel tablonun diğer Arap baharı ülkeleriyle kıyaslandığında çok iyi, ancak gelecek bakımından tam bir güven vermeye yeterli olmayacak kadar da karmaşık olduğudur. İtidal, uzlaşı ve başarılı kriz yönetimi gerektirdiğidir.
Hatırlanacağı üzere Arap baharı, Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizi’nin 17 Aralık 2010 tarihinde kendisini yakmasıyla başlamıştı. Bahar yayıldı ama şu güne kadar yaşananlar başlangıçtaki aşırı iyimser beklentilerle tam bir çelişki halinde. İstikrarını, iç barışını göreceli olarak koruyabilmiş, kutuplaşmaya geçit vermemiş tek ülke Tunus. Dolayısıyla, bugüne kadar çatışmalara onca kaynak tahsis edebilmiş olan Batı’nın şimdi bu ülkeye ekonomik desteğinde olabildiğince cömert davranması gerekiyor.

—————————————————————————————————————————–

(*) 30 Ocak 2014 tarihli ve “Tunus Bir Ümit Işığı Olabilecek mi?” başlıklı yazım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s