Kategori arşivi: Uncategorized

Suriye Barış Görüşmeleri Öncesi Tablo

16 Ocak 2014

ABD ve Rusya, ilişkilerinin “soğuk” olarak nitelendirilebilecek bir döneminde, 14 Eylül 2013 tarihinde, Cenevre’de,  “Suriye’nin Kimyasal Silahlarının Tasfiyesine İlişkin Çerçeve”  üzerinde mutabakata vardılar. Bu mutabakatın mimarları olan Dışişleri Bakanları, John Kerry ve Sergey Lavrov, uzun bir basın toplantısı ile metni dünya kamuoyuna açıkladılar. Basın toplantısında John Kerry, ABD ve Rusya’nın öteden beri, Suriye sorununun askeri değil siyasi yöntemlerle, müzakere masasında çözümlenebileceği noktasında görüş birliği içinde olduklarını, dolayısıyla siyasi süreci canlandırmaya ve silahsızlandırma ile arasında paralellik sağlamaya yönelik bir çaba içerisine gireceklerini açık biçimde dile getirdi. Okumaya devam et

Suriye İç Savaşının İnsani Boyutu

14 Ocak 2014

Suriye iç savaşı – ki bu artık bir iç savaş olmaktan çıkmakta – artan şiddetiyle günlük hayatımızın bir parçasına dönüştü. Yıkılan evler, yerle bir edilmiş mahalleler, cinayetler, cesetler, göç, açlık sefalet her gün haber ekranlarında. Maalesef, yıllardır uluslararası terörün, Afganistan ve Irak müdahalelerinin de oluşmasına katkıda bulunduğu öyle bir dünyada yaşıyoruz ki, bunları kanıksamasak bile tepkilerimiz törpüleniyor. Aslında şiddet kültürünün yayılması bunları da aşıyor. Sinemada, televizyonda, bilgisayar oyunlarında şiddet temaları giderek daha fazla işleniyor.

Ancak şu da bir gerçek ki, Suriye savaşının insani boyutu büyük bir dram oluşturuyor. Aşağıda bu konuda kısaca bilgi sunmaya çalışacağım. Okumaya devam et

Türkiye – ABD İlişkilerinde “Reset” Devam Ediyor

13 Ocak 2014

15 Aralık 2013 tarihli ve “Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun Vaşington’u Ziyareti” başlığını taşıyan yazımda şöyle demiştim:

“… Davutoğlu da iki ülke arasında mevcut “değerlere dayalı örnek ortaklık” tan söz etmiş. Ayrıca, iki ülke arasında önemli görüş ayrılıkları bulunduğu izlenimini düzeltmek için olacak, “Türkiye Dışişleri Bakanı olarak ben ve hükümetim sizin bütün girişimlerinizi, diplomatik girişimlerinizi, Orta Doğu barış sürecini ve öncülük ettiğiniz birçok başka girişimi destekliyoruz” şeklinde bir cümle kullanmış. Okumaya devam et

İran Nükleer Programı: Uzlaşmada Bir İleri Adım Daha

12 Ocak 2014

Bundan yaklaşık iki yıl önce İran hakkında şunları yazmıştım:

İran Yönetiminin dünya kamuoyuna dönük söylemi ne olursa olsun, nihai amacının nükleer silah imali olduğunu, en azından bu açıdan opsiyonlarını açık tutmak istediğini düşünmeye daha yatkınım. Zaten nükleer kulübe girmek demek, binlerce nükleer başlık üretip, bunları füzelere yerleştirip konuşlandırmak da değildir. Başarılı bir nükleer deneme yapıp bu yeteneğe sahip olduğunu kanıtlamak uzunca bir süre için yeterlidir. Okumaya devam et

Türkiye-AB İlişkileri: Yerinde Saymak mı, Geriye Kaymak mı?

8 Ocak 2014

Son yıllarda, ekonomik performansı, bazı tehlike sinyallerine rağmen, birçok AB ekonomisinden daha iyi düzeyde seyreden Türkiye’de, bunun da verdiği güvenle, “AB karşıtı retorik” olarak nitelendirilebilecek bir söylem başladı. Dersler verildi. Orta Doğu ve Suriye’nin dış politikanın odağı haline gelmesiyle AB süreci  gündemden çıktı. Daha sonra dış politikada sonu gelmeyen yanlışların bir gündem değişikliğini dayatması üzerine tekrar eski defterlere dönüldü. Bu bağlamda, yeni bir müzakere faslının açılması ve  “vize müjdesi” ile AB sürecinde bir canlanma olduğu izlenimi yaratılmak istendi. Maalesef, bu iki gelişme de göz boyamadan ibarettir. Okumaya devam et

Türkiye’nin Güvenlik Sorunları

(Bu yazı dostum ve meslektaşım Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la ortaklaşa kaleme alınmıştır.)

5 Ocak 2014

Türkiye’nin güvenlik sorunları daima yoğun ve çok boyutlu olmuştur. Soğuk savaş döneminde Türkiye NATO’nun güney kanadında önemli sorumluluklar üstlenmişti. Buna karşın İttifakın güvenlik desteğini sağlamış ve Batı’nın en güçlü siyasi/diplomatik kurumunda eşit haklara sahip bir üye olarak sesini duyurma olanağına kavuşmuştu.

Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte Türkiye kendisini üç çatışma alanının ortasında buldu. Eski Yugoslavya’nın dağılma süreci bizi on yıldan uzun bir süre meşgul etti. Balkanlar Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olduğu için ticaret, ulaşım ve haberleşme aksadı. Binlerce göçmen ülkemize geldi. Kafkasya’daki sorunlar, özellikle Azeri-Ermeni ihtilafı benzer sorunlar yarattı. Nihayet, Irak’ın 1990’da Kuveyt’i işgali ile başlayan Irak sorunu Türkiye’nin güvenliği, ticareti, petrol alımları ve yatırımları bakımından elan devam eden sıkıntılara Okumaya devam et

Mısır’ın Kutuplaşma Kısır Döngüsü

2 Ocak 2014

Rejim aleyhtarı gösterilerin doruğa çıkması üzerine Başkan Mübarek Şubat 2011’de iktidarı bıraktı. Daha sonra tutuklandı ve yargıya sevk edildi. Aralık 2011-Ocak 2012 döneminde düzenlenen seçimler İslamcı partilerin zaferiyle sonuçlandı. En çok oy alan, % 47 ile Müslüman Kardeşlerin Hürriyet ve Adalet Partisi oldu. İkinci sırada ise  % 25’le selefi Nur Partisi bulunmaktaydı. Okumaya devam et

Türkiye’nin Komşularıyla İlişkileri

26 Aralık 2013

Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesinde, Irak’la ilişkiler bahsinde şöyle denilmekte:

“… 2008 yılında Irak’la Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’ni (YDSK) tesis etmemiz, 2009 yılında güvenlikten enerjiye, eğitimden ulaştırmaya, bayındırlıktan sağlığa 48 mutabakat muhtırasını imzalamamız, Musul ve Basra’ya ilaveten 2010 yılında Erbil’de de Başkonsolosluk açmamız, Irak’la ve Irak halkının tüm kesimleriyle ilişkilerimizin her alanda süratle geliştiğinin göstergeleridir. Bu adımlarla, iki ülke arasında başta siyasi ve ekonomik konular, güvenlik ve askeri işbirliği ile kültürel konular olmak üzere tüm alanlardaki ilişkilerin geliştirilerek, Irak ve Türkiye arasında uzun vadeli bir stratejik ortaklık kurulması hedeflenmektedir…” Okumaya devam et

“Uluslararası Toplum” ve Suriye İç Savaşı

23 Aralık 2013

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Suriye iç savaşı karşısında aldığı, daha doğrusu bir türlü alamadığı veya almakta zorlandığı tutum nedeniyle hayli eleştiri aldı. BM Yasasının 24. maddesinde şöyle denilmekte:

“Birleşmiş Milletlerin üyeleri, Örgütün hızlı ve etkili hareket etmesini sağlamak için uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında başlıca sorumluluğu Güvenlik Konseyi’ne bırakırlar ve bu sorumluluk gereğince görevlerini yerine getirirken Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) kendi adlarına hareket ettiğini kabul ederler.” Okumaya devam et