Türkiye’nin Komşularıyla İlişkileri

26 Aralık 2013

Dışişleri Bakanlığının resmi internet sitesinde, Irak’la ilişkiler bahsinde şöyle denilmekte:

“… 2008 yılında Irak’la Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’ni (YDSK) tesis etmemiz, 2009 yılında güvenlikten enerjiye, eğitimden ulaştırmaya, bayındırlıktan sağlığa 48 mutabakat muhtırasını imzalamamız, Musul ve Basra’ya ilaveten 2010 yılında Erbil’de de Başkonsolosluk açmamız, Irak’la ve Irak halkının tüm kesimleriyle ilişkilerimizin her alanda süratle geliştiğinin göstergeleridir. Bu adımlarla, iki ülke arasında başta siyasi ve ekonomik konular, güvenlik ve askeri işbirliği ile kültürel konular olmak üzere tüm alanlardaki ilişkilerin geliştirilerek, Irak ve Türkiye arasında uzun vadeli bir stratejik ortaklık kurulması hedeflenmektedir…”

Bu iddialı bir programdı ancak uygulanamadı. Başbakan Maliki’nin ülkemize yapacağı ziyarette ilişkilerin “reset” edilmesi bekleniyordu. Bu ziyaret herhalde epey gecikecek…

Suriye için şimdi söylenenler ise genelde Suriye iç savaşı odaklı. Sayfa güncellenmiş. Oysa birkaç hafta öncesine kadar bu komşumuzla ilişkilerimiz hakkında söylenenler, genel içeriği itibariyle, yukarıda naklettiğim Irak paragrafından farklı değildi. Suriye ile Cumhurbaşkanı Esad’ın Türkiye’yi ziyareti  sırasında “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK)” tesis etmemizin ilişkilerde bir dönüm noktası oluşturduğu; YDSK’nın müteaddit kereler toplandığı; birçok anlaşmanın imzalandığı; bu toplantılarda iki ülkenin ve bölgenin karşısında bulunduğu sorunların ele alındığı; tam ekonomik entegrasyon arzusunun dile getirildiği; Türkiye-Suriye işbirliğinin bölge için bir model oluşturduğu kayıtlıydı.

Daha sonra Suriye ile neredeyse çatışma noktasın geldik. Bugün o noktadan birazcık olsun uzaklaştığımız izlenimini alıyorum. Umarım yanılmıyorumdur. (Son günlere kadar, Türk-Amerikan ilişkilerini de Başkan Obama’nın zamanında kullandığı “model ortaklık” ifadesiyle tanımlıyorduk. Demek ki Amerikalılar da gelecekten kaygı duymalı!)

Bakanlık sitesinde, Mısır’la siyasi ilişkiler bahsinde de şöyle bir paragraf yer almakta:

“Sayın Başbakanımızın 12-14 Eylül 2011 tarihlerinde Mısır’a gerçekleştirmiş olduğu ziyaret sırasında, ülkemiz ile Mısır arasında ‘Ortak İşbirliği Konseyi’ ihdas edilmiş ve Sayın Başbakanımızın 17-18 Kasım 2012 tarihlerinde Mısır’ı ziyareti sırasında taraflar, sözkonusu işbirliği mekanizmasının Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi (YDSK) olarak adlandırılmasını kararlaştırmıştır. Bu gelişme ikili ilişkilerimiz bakımından geleceğe dönük önemli bir adım teşkil etmektedir. YDSK sürecinin Mısır’la ikili ilişkilerimizin çok yönlü gelişmesi için zemin sağlaması öngörülmektedir.”

Mısır 23 Kasım 2013 tarihinde büyükelçimizi “istenmeyen şahıs” ilan etti ve biz de hemen karşılığını verdik.

Bakanlık sitesinde, İsrail’le ilişkiler bahsinde ise kısaca ilişkilerin geçmişine, birçok üst düzeyli ziyarete değinilmekte; dokuz Türk vatandaşının hayatını kaybettiği “Mavi Marmara” olayının ilişkileri nasıl bugünkü düzeyine indirdiği anlatılmaktadır.

Hatırlanacağı üzere Türkiye, bundan birkaç yıl önce, Suriye ve İsrail arasında arabuluculuk değilse bile “kolaylaştırıcılık” yapıyor, yani taraflar arasında daha iyi ilişkiler tesisine yardımcı olmaya çalışıyordu. Ekonomik ilişkiler bahsinde ise ilginç bir tablo var. Ticaret devam ediyor ama turist gelişi büyük düşüş kaydetmiş. Şöyle deniliyor:

“Küresel ekonomik krizi en hızlı atlatan iki bölge ekonomisi olan Türkiye ve İsrail, en büyük ticaret partnerleri olan ABD ve AB’de krizin etkilerinin devam etmekte olması nedeniyle, doğal bir ticari ivme yakalamışlardır. 2008 yılında 3,4 milyar Dolar, 2011 yılında ise 4,4 milyar Dolar seviyesinde gerçekleşen Türkiye-İsrail ticaret hacmi, 2012 yılında yine 4 milyar Dolar’ı geçmiştir.

“İki ülke arasındaki turizm hareketinin siyasi gelişmelerden etkilendiği görülmektedir. Türkiye’yi ziyaret eden İsrailli turist sayısı 2008 yılında bulunduğu 514 bin seviyesinden, 2009 yılında 311 bin, 2010’da 109 bin, 2011’de ise 80 bin seviyesine gerilemiştir.”

Netice itibariyle, Irak’taki tüm kesimlere eşit mesafede kalamadık.

Suriye ile ilişkiler “daha iyisi olamaz” dedirtecek bir düzeydeydi ama Arap baharı hepsini yok etti. Oysa doğru olan, bizim bugün itibariyle dahi Esad’la muhalifler arasında uzlaşma için çaba gösteriyor olmamızdı.

Mısır’la anlaşılabilir bir bölgesel rekabete rağmen ilişkilerimiz gelişmekteydi. Mursi’yi iktidardan uzaklaştıran askeri darbe sonrasında ise kılıçlar çekildi. Evet, el-Sisi bir askeri darbe yaptı ve elan baskıcı yöntemler izlemekte; Mısır’ı gözden çıkarmakta sergilenen isteksizliği neredeyse kendisine destek gibi yorumlamakta ancak bunlar Mursi ve ekibinin hatalarını aklamaya yetmiyor. Bölge, Mısır’ın bugün bulunduğu noktadan daha da geri kaymasını kaldıramaz.

İsrail yanlış yaptı ama “Mavi Marmara” neden oradaydı?

Şimdi Ermenistan’la ilişkilerde, 10 Ekim 2009’da imzalanan protokollerin bir yere varamaması nedeniyle yeni bir arayışın başladığına dair haberler var. Kanımca bunlara itibar etmek müşküldür. Çünkü, Karabağ’daki işgal sona ermedikçe bu alanda ilerleme olamayacağı birçok kez üst düzeyde, kuvvetli bir dille açıklamıştır.

Bu tablodan ne gibi dersler çıkarmalıyız?

“Komşumuzu iyi tanıyalım. İhtiyatı elden bırakmayalım. Büyük konuşmayalım ama büyük güven yaratalım. Aşırı iddialı projeler yerine adım adım ilerlemeyi de düşünelim. Yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseylerinden kaçınalım. “BM Güvenlik Konseyi” bile daha az iddialı bir isme sahip. “Stratejik” kelimesi, ikili bir ilişkiyi tanımlamak için kullanıldığında hafife alınacak bir sözcük değildir. Genelde bir abartmadır. Bundan kaçınalım. Dost edinmek yıllar, kaybetmek günler alır. Araplararası sorunlara karışmaktan uzak duralım. Aramızda elbette bir yakınlık var ancak biz aile ferdi değiliz.”

Aslında bütün bunlar Türk dış politikasının gelenekleri içinde yer alan hususlardır. (Bu vesileyle, bugüne kadar dünyada gerçek anlamda sadece iki “stratejik” ilişki tespit edebildiğimi de kaydedeyim: ABD-İngiltere ve ABD-İsrail ilişkileri.)

Anlaşılan o ki, bölgeyle ilişkilerimizdeki olumsuzluğun önemli bir nedeni de, Arap baharından yararlanarak Müslüman Kardeşler odaklı bir liderlik rolüne soyunmuş olmamız. Bugün Esad’ı kınıyoruz. Mısır yönetiminin Müslüman Kardeşlere şiddet ve baskı yöntemleri uygulamasını eleştiriyoruz. Yüreğimizin Suriye ve Mısır halkları için çarptığını söylüyoruz ama orada herkes Müslüman Kardeşleri desteklemiyor. Bize düşen her iki ülke ile, eksiklerimiz dahil, demokrasi deneyimizi paylaşmak ve diyalogu teşvik etmekti. Bunu yapamadık.

Son dönemde dış politikamızda bir “reset”ten söz edilmekteydi. İçimden, “hiç yoktan iyi, biraz bekleyip görelim” demek geliyordu ama şimdi bunun boş beklenti olduğunu görüyorum zira son iki haftadır yaşadığımız “hesaplaşma” nedeniyle içerde dibe inerken dışarıda da karşımıza aldığımız cepheyi genişletmeye başladık. Suriye, Mısır, İsrail gibi ülkelere şimdi başkalarını, belki ABD’ni, Batı’yı eklemek yolunda ilerlemekteyiz. Bundan bir süre öncesine kadar Türkiye’nin Orta Doğu için örnek olabileceğinden söz edilmekteydi. Artık bu mevzu kapandı. Belki Tunus bize örnek olur. Anlaşılan “değerli yalnızlık” politikası bölgesel düzeyde o kadar başarılı telakki ediliyor ki bunu daha da değerli bir “küresel yalnızlığa” çevirmek için köprüleri yakmaya devam edeceğiz. Onun için kendimizi bir yana bırakıp dönelim Orta Doğu’ya:

Birkaç yıldır büyük bir karmaşa içerisinde olan Orta Doğu’nun önünde iki seçenek var. Ya her şey daha da kötüye gider, ya da Suriye’deki kimyasal silahların imha edilmesi ve İran’ın nükleer programı sorununda varılacak bir anlaşmanın katkısıyla yeni bir dinamik oluşur. İyimser olmak istiyorsak buna İsrail-Filistin görüşmelerinde mesafe alınmasını da ekleyebiliriz. Tunus’ta seçimlere kadar geçici hükümet kurulmasına yolu açan ulusal diyalog çabasından mutluluk duyabiliriz. Orta Doğu’nun bugünkü savaş ve karmaşa tablosunda bu denli bir dönüşüm olabilir mi? Elbette kolay değil ancak bu tabloyu değiştirmenin tek yolu uzlaşı arayışıdır

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s