Ukrayna’da Ateş-kes

9 Eylül 2014

Küresel gündemde son zamanda öne çıkan kavram “ateş-kes”; Gazze’de ateş-kes, Ukrayna’da ateş-kes. Çünkü ateş-kesler siyasi çözüm arayışları için daha müsait bir zemin oluşturuyor; hele hele askeri çözümlerle bir yere varmak olanağı yoksa. Ancak elbette ateş-kesten hareketle bir çözüme ulaşabilmek için karşılıklı siyasi irade olması lazım. Yoksa, kısa veya uzun fasılalardan sonra bir çatışma/ateş-kes sarmalına girilebiliyor. Ateşin daha uzunca bir süre kesilmeyeceği yerler ise maalesef sınır komşularımız Irak ve Suriye.
Ukrayna’da, 2600 kişinin yaşamını yitirmesinden, bir milyona yakın kişinin de evlerini terk etmesinden sonra, 5 Eylül 2014 tarihinde saat 18:00 itibariyle ateş-kes sağlandı. Bu noktaya biraz karışık bir yoldan varılabildi. Okumaya devam et

NATO Galler Zirvesi

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

8 Eylül 2014
4-5 Eylül 2014 tarihlerinde İngiltere’de düzenlenen NATO Zirvesi, 113 maddeden oluşan, 20 sayfayı aşkın bir zirve deklarasyonunun yayınlanması ile sona erdi.
Toplantının medyaya, basın toplantılarına ve zirve deklarasyonuna yansıdığı kadarıyla içeriğine geçmeden önce, kendisini “demokratik ülkeler topluluğu” olarak tanımlayan İttifakın – ki bunun gereği kendini halka anlatabilmek, halkla bütünleşebilmektir – sadece bir avuç diplomat, asker ve akademisyen tarafından okunacak 113 maddelik bir deklarasyon yayınlamasının bir kamu diplomasisi yanlışı olduğunu kaydetmeliyiz. Böylesine kritik, karmaşık sorunlarla karşı karşıya bulunulan, deklarasyonda kullanılan tanımlamayla “güvenlik ortamında köklü bir değişimin yaşandığı”, ekonomik krize rağmen savunma harcamalarının arttırılması ihtiyacı üzerinde durulduğu bir dönemde NATO’nun mesajlarını daha net, çarpıcı ve ikna edici biçimde vermesi beklenirdi. Okumaya devam et

“Küresel Sistemde Bedava Seyahat Etmek” ve Bir Yöntem Önerisi

3 Eylül 2014

2012 yılı başlarında yayınlanan kitabımın “Küresel Dengeler” bölümünden bazı alıntıları aşağıda sunuyorum.

“ … ABD’de üç yılı aşkın bir süredir, Demokrat bir Yönetim var. Başkanı Obama, Irak müdahalesinin yanlış olduğunu, önceliğin Afganistan’a verilmesi gerektiğini savunagelmiş bir liderdir. Beyaz Saray’da ilk gününden itibaren uluslararası işbirliği ihtiyacını vurgulamış, tevazu sergilemiştir. 2009 yılı Temmuz ayında Rusya Federasyonuna gerçekleştirdiği ilk ziyarette ilişkilerde yeni bir sayfa açmak istediğini söylemiştir…

“ … Başkan Obama, 2009 Kasım’ında Pekin’e yaptığı ziyarette benzer mesajlar vermiştir. Çin, günümüzde uluslararası ilginin odağında, küresel dengenin iki büyük aktöründen biridir… Okumaya devam et

ABD’nin IŞİD’le Mücadeleye Yaklaşımı

 

1 Eylül 2014

ABD’nin, Başkan Obama tarafından “kazınıp alınması gerekli bir kanser” olarak nitelendirilen IŞİD’le mücadele stratejisinin ana çizgileri, belirli bir bocalama dönemini takiben, netlik kazanmaya başladı.

Bu bocalamanın altında daha çok IŞİD’in Irak’taki ilerleyişinin hızı ve sergilediği sonsuz şiddet yanında, savaş ve örgütlenme yeteneği yatıyor. Gerçekten IŞİD, bu güne kadar böylesine geniş bir alana hakim olabilmiş ilk terör örgütü. Musul’dan darmadağın kaçan Irak Silahlı Kuvvetlerinin geride bıraktığı ağır silahlarla envanterini çeşitlendirmiş ve güçlendirmiş bulunuyor. Dışardan aldığı maddi destek yanında, kaçak petrol ticaretinden, fidyelerden oluşan ilave gelir kaynaklarına sahip bulunduğu biliniyor (1). Örgütün medyayı iyi kullandığı, Batılı ülkelerden saflarına katılmış cihadistlerin bilgi ve birikimine katkı yaptığı da söyleniyor. Okumaya devam et

NATO Zirvesi Öncesinde Ukrayna’da Görünüm

31 Ağustos 2014
Ukrayna sorununa ilişkin yazılarımda sürekli “hayatın gerçeklerine” değinmekle birlikte, 24 Ağustos tarihli ve “Ukrayna: Rusya’nın İnsani Yardım Konvoyu ve Ötesi” başlıklı sonuncusunu nispeten daha iyimser bir tonda bitirmeye çalışmıştım. Zira, Cumhurbaşkanları Putin ile Poroşenko’nun 26 Ağustos’da Minsk’de, Gümrük Birliği’nin ( 1 Ocak 2015’den itibaren “Avrasya Ekonomik Birliği” adını alacak) AB Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’un da katılımıyla düzenlenecek toplantısı vesilesiyle bir görüşme yapacakları biliniyordu. Alman diplomasisi yoğun bir gayret içerisinde görünüyordu. Nitekim bu görüşme yapıldı ama sonrasında işler kötüye gidişini sürdürdü. Bu görüşmenin ayrıntıları da basına çok fazla yansımadı. Benim izlenimim Poroşenko’nun sözünü esirgemediği, bunun da muhatabını mutlu etmediğidir. Okumaya devam et

Gazze’de “Kalıcı” Ateş-kes…

30 Ağustos 2014
İsrail’in 8 Temmuz 2014 tarihinde başlayan Gazze harekatı, 26 Ağustos’ta, bu defa süre sınırlaması içermeyen bir ateş-kesle sona ermiş görünüyor. Elli gün süren çatışmalarda 2,143 Filistinli ve altısı sivil 71 İsrailli yaşamını yitirdi. İsrail Filistin tarafındaki can kaybının yaklaşık bin kadarının Hamas savaşçıları olduğunu söylüyor. BM yetkilileri ise ölenlerin % 70’inin siviller olduğu görüşünde. Yaralı sayısı 11,000, evlerinden olanların sayısı ise 100,000 dolayında. Gazze’nin alt yapısının, birçok üretim tesisisin harekattan büyük zarar gördüğü de biliniyor.
Ateş-kesin ilanını takiben Hamas zaferini kutladı. Başbakan Netanyahu da İsrail’in amacına vardığını açıkladı.
Genel kanı, sonucun iki taraf için de zafer olarak nitelendirilemeyeceği merkezinde. Okumaya devam et

Orta Doğu Karmaşası

27 Ağustos 2014
IŞİD’in Irak ve Suriye’de beklenmedik bir hızla zemin kazanması, giriştiği katliamlar, Amerikan hava akınlarına tepki olarak gazeteci James Foley’i öldürmesi ve bunun tetiklediği gelişmeler Orta Doğu’da gerilimi arttırmakta.
ABD, İŞİD’in Yezidilere ve Kürdistan Bölgesel Yönetimine saldırıya geçmesi üzerine sınırlı hava harekatı başlattı. “Uzun süre devam edebileceğini” açıkladığı bu harekatın kendi başına İŞİD’i durdurmaya yeterli olamayacağı inancıyla, Irak’ın bölünmüşlüğünden sorumlu tuttuğu Başbakan Maliki’nin yerine Haydar el-Abadi’nin atanmasına ağırlığını koydu. Abadi şimdi “Irak’ın tüm kesimlerini kucaklayan” bir hükümet kurmaya çalışıyor. Irak’ın bölünmüşlüklerine bakıldığında, “kucaklayan” sözcüğünün çok iyimser bir nitelendirme olduğu açık ama söylenen, arzulanan bu. Okumaya devam et

Ukrayna: Rusya’nın İnsani Yardım Operasyonu ve Ötesi

24 Ağustos 2014
260 Kamyondan oluşan bir Rus konvoyunun 12 Ağustos 2014 tarihinde Moskova’dan Ukrayna’ya hareketiyle başlayan “insani yardım krizi”, kamyonların yüklerini boşaltarak 23 Ağustos’ta Ukrayna’dan ayrılmasıyla sona ermiş görünüyor. Buradaki en önemli risk unsuru, konvoya karşı girişilecek sorumlusu belirsiz bir saldırının neden olabileceği yeni bir çatışma idi. Bu olasılık artık geride kalmış olsa da, olayın zihinlerde iz bırakacağı ve tartışmanın bir süre daha devam edeceği söylenebilir. Okumaya devam et

Başkan Obama ile Dış Politikada Ufuk Turu

12 Ağustos 2014
Başkan Obama, İŞİD’e karşı hava harekatına yeşil ışık yaktığını duyurduğu açıklamanın ardından, New York Times gazetesi yazarı Thomas L. Friedman’a, gazetenin 8 Ağustos tarihli nüshasında yayınlanan bir mülakat verdi. Kararının temelinde yatan yaklaşımı, gelişmelere bakış biçimini bir kez daha izah etti. Daha önceki bazı yazılarımda, Başkan Obama’nın 6 Nisan 2006 tarihli TBMM hitabı başta olmak üzere, önemli konuşmalarına etraflıca değinmiştim(*). Güncel içeriği ve verdiği mesajlar nedeniyle bu mülakatta dile getirdiği görüşleri de, Thomas L. Friedman’ın “Obama’nın Dünya’ya Bakışı” (Obama on the World) başlıklı yazısındaki sırasıyla, aşağıda sunuyorum. Okumaya devam et

ABD Veda Etmişti Ama Irak Onu Bırakamıyor

10 Ağustos 2014
Vikipedi “kolaj” sözcüğünü şöyle tanımlıyor: “Kolaj (Fransızca “collage”) ya da kesyap, düz bir yüzey üzerine fotoğraf, gazete kağıdı ve benzeri nesnelerin yapıştırılmasıyla ve bazen boya ile de karıştırılarak uygulanan bir resimleme tekniğidir.”
Kolaj bir sanat. Bilgisayarlar da zamanla, bir şeyler yazmak durumunda olanlara, sanat niteliği taşımasa bile, kolaj yapabilmek bakımından sonsuz olanaklar sundu. Dışişleri Bakanlığındaki gençlik yıllarımı hatırlıyorum. Bir konuda kağıt mı yazacaksınız, önce çok iyi düşünmelisiniz. Fikirlerinizi iyi sıralamalısınız. Hiçbir şeyi dışarda bırakmadığınızdan emin olmalısınız. Çünkü, daktiloya kağıdı takıp, yazıyı tamamladıktan sonra hatırınıza gelecek ve metne eklenmesi gerekecek “otobüsü kaçırmış” bir düşünce, yazı içeriğinin kalitesini yükseltecek olsa bile, en azından o nüshayı çöp sepetine atıp tekrar yola çıkmanızı gerektirir. Artık öyle değil. Bilgisayarındaki yazının başına sonuna neyi istersen, ne zaman istersen ekle, çıkar. Canın isterse, başka yazından bir bölümü, sonrakine kopyala/yapıştır. Okumaya devam et