Türkiye Algısı İnişte

22 Ekim 2014
“Biz de peşmerge güçlerinin geçişine yardımcı oluyoruz. Bu konuda görüşmelerimiz devam ediyor.”
“Peşmerge henüz Türkiye üzerinden Kobani’ye gitmeye başlamadı.”
“Kobani’nin hep yanında olduk ve yardım ettik. Bilinen ve bilinmeyen yardımlarımız var.”
Kobani konusunda yığınla çelişkili beyan ve bilgi kirliliği var. Basına sızdırılan bilgiler var. Tek olmayan şeffaflık. Dolayısıyla Kobani konusunda somut şeyler söylemek içimden gelmiyor. Ama dış dünya ile ilişkilerimiz konusunda bazı gözlemler yapabilirim. Okumaya devam et

ABD-Rusya İşbirliği İçin Yeni Arayışlar

18 Ekim 2014
27 Haziran 2014 tarihli ve “Orta Doğu Senaryoları” başlıklı yazımı şöyle tamamlamıştım:
“… ABD ve Rusya’nın çıkarları Orta Doğu’da karmaşanın ve aşırılığın önlenmesinde yatmaktadır. Ortada, Suriye kimyasal silahlarının tasfiyesine ilişkin başarılı bir işbirliği örneği vardır. Taraflar İran nükleer programı konusunda da aynı masa etrafındadırlar. Bunlardan hareketle, Ukrayna’da gerilimin düşürülmesine, en azından sorunun ertelenmesine olanak verecek bir formülün mutlaka bulunması ve ABD ile Rusya’nın Orta Doğu’da istikrar adına işbirliği yapmaları gerektiğini tekrarlıyorum… “
MH17 sefer sayılı Malezya Hava Yolları uçağının Ukrayna’daki çatışma bölgesi üzerinde bir füze ile düşürülmesi Ukrayna bunalımını daha ileri bir noktaya taşıdı. Dile getirdiğim biçimde arayışlara bir süre için kapıyı kapattı. Rusya, ABD ve AB ekonomik yaptırımlarına kendi yaptırımlarıyla karşılık verdi. Okumaya devam et

İsrail-Filistin Sürecindeki Tıkanıklık Bıkkınlık Yaratıyor

17 Ekim 2014
İsrail’in Doğu Kudüs’te 2,610 konutluk yeni bir yerleşim projesine (Givat Hamatos) izin verdiğinin basına yansıması üzerine, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün, “bu gelişmenin derin kaygı yarattığını, İsrail’in barışçı bir çözüme bağlılığının sorgulanmasına yol açacağını, uluslararası toplumdan tepki görmekle kalmayıp, İsrail’in en yakın dostlarıyla dahi arasına mesafe koyacağını, sadece Filistinlilerle değil Başbakan Netanyahu’nun yakınlaşmayı öngördüğü Arap ülkeleriyle arasındaki ortamı da zehirleyeceğini” söylediğine daha önce değinmiştim.(*) Okumaya devam et

Ukrayna’da Görünüm

12 Ekim 2014
Gündemimizde sadece IŞİD ve Kobani var. Oysa Ukrayna, Batı ile Rusya arasındaki bir numaralı sorun niteliğini korumakta. Dolayısıyla oradaki tabloya da kısaca göz atmakta yarar olabilir.
BM kaynakları, Kiev Yönetimi ile Rusya yanlısı ayrılıkçılar arasında ateş-kesi sağlayan 5 Eylül 2014 tarihli Minsk Protokolünün imzasından bu yana hayatını kaybedenlerin sayısını 331 olarak vermekte. Bunun nedeni, Minsk Protokolüne ve ona ek olarak 19 Eylül’de imzalanmış olan Muhtıraya rağmen bir türlü sonu gelmeyen ateş-kes ihlalleri, özellikle yerleşim merkezlerinin her iki tarafça ateş altına alınması. Bunalımın çıkışından bu yana sivil/asker toplam can kaybının ise, muhafazakar bir tahminle 3660 olduğu bildiriliyor. Okumaya devam et

Orta Doğu Açmazı ve Türkiye

8 Ekim 2014

Türkiye, Suriye’de rejimi değiştirme hedefini bu kez askeri güç kullanarak gerçekleştirmeyi göze almış ve IŞİD’İ bertaraf etmek amacıyla oluşturulmasına çalışılan uluslararası koalisyonun üyelerini de aynı hedefe yöneltebilmek için siyasi ve askeri kozlarını masaya koymuş görünüyor. Bu yaklaşımın gerçekçi, sonuç alıcı ve siyaseten arzu edilebilir olup olmadığını değerlendirebilmek için, askeri yöntemlerle rejim değiştirme operasyonların yakın geçmişteki seyrine ve ne netice verdiğine kısaca eğilmekte yarar olabilir.
ABD’nin 11 Eylül 2001 terör saldırılarına bir tepki vermesi kaçınılmazdı. Okumaya devam et

Gazze Ateş-kesi Sonrasında İsrail-Filistin Cephesi

4 Ekim 2014
İsrail’in 8 Temmuz 2014 tarihinde başlayan Gazze harekatı, 26 Ağustos’ta, kalıcı bir ateş-kes anlaşmasıyla sona erdi. Anlaşma, öze ilişkin konuların bir ay içerisinde Kahire’de ele alınmasına başlanacağı anlayışını da içermekteydi. Bu görüşmeler başladı ama bir yere varamadı. Okumaya devam et

IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon – Türkiye – Tezkere

2 Ekim 2014

Obama Yönetimi IŞİD’e karşı bir uluslararası koalisyon oluşturma çabasını sürdürürken, “bu noktaya neden ve nasıl gelindi?” sorusunu soranlara da rastlamak mümkün.
ABD yetkililerine bakılacak olursa koalisyona büyük destek var. Bazı Arap ülkeleri, bir süredir Irak’taki İŞİD hedeflerine düzenlenen hava akınlarına katılıyorlar. Hedefin iyi belirlenmesi, sivil halka zarar verilmemesi gibi savaş deneyimi gerektiren kriterler dikkate alındığında bu katılımın daha çok sembolik olması olasıdır. Batı ülkelerinden hava akınlarına katkı veren veya vermek isteyenler de var. Ancak bu katkılar şimdilik Irak ile sınırlı. Çünkü Bağdat yönetiminin hava akınlarına verdiği destek Irak bakımından uluslararası meşruiyeti sağlıyor. Suriye konusunda ise bu bağlamda bir açık söz konusu. Özetle, birçok iyimser beyana rağmen koalisyon konusunda yeterince güven yaratılabildiğini söylemek şu aşamada biraz zor. Okumaya devam et

Birleşmiş Milletler 69. Genel Kurul Toplantısı Başlarken

22 Eylül 2014

Birleşmiş Milletler 69. Genel Kurulu 16 Eylül 2014 tarihinde resmen başladı. Ancak uluslararası kamuoyunun dikkati daha çok, heyet başkanlarının Genel Kurul kürsüsünden dünyaya hitaben yaptıkları konuşmalar üzerinde yoğunlaşmakta. Bu konuşmalar ise 24 Eylül Çarşamba günü başlayacak. Örgütün 193 üyesinin uluslararası gündeme ilişkin değerlendirmeleri, çözüm önerileri çoğu kez devlet ve hükümet başkanlarının ağzından medya aracılığı ile dünyaya duyurulacak. Bunun yanında, bazıları bu konuşmalar kadar önemli, bazılarının gerçekleştirilmiş olması bile kendi başına bir mesaj oluşturan sayısız ikili görüşme yapılacak. Açık söylemlerle kapalı kapılar ardındaki temaslar bir bütün oluşturacak. Okumaya devam et

IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon

18 Eylül 2014
IŞİD’le mücadele ABD’nin ve dünyanın gündeminde birinci sıradaki yerini koruyor. Dün akşam bu konuda bir şeyler karalamak üzere masaya oturdum. Son haberleri almak için de BBC ve CNN uluslararası haber kanallarını izlemeye başladım. Bir ara, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin, Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde, ABD’nin IŞİD’le mücadele stratejisi hakkında bilgi verdiği oturum canlı olarak ekrana geldi. Doğrusu dikkatim hemen dağıldı; IŞİD de zihnimden çıktı gitti. Kısaca nedenini açıklayım: Okumaya devam et

ABD’nin IŞİD’le Mücadele Planı

11 Eylül 2014
Bu konudaki son yazımda ABD’nin IŞİD’le mücadeleye “yaklaşımından” söz etmiş ve yazımı şöyle tamamlamıştım:
“Bugüne kadarki yazılarımda ben de hep bölgede yaşanmakta olan çatışmaların bölünmüşlükten kaynaklandığını, bölge ülkelerinin katkısı olmadan çözümlenemeyeceğini, bunun ise uzlaşma ve işbirliği gerektirdiğini vurguladım… Ancak mevcut bölünmüşlükler muvacehesinde bunun yapılabilirliği noktasında hep kuşku, hatta imkansızlık ifade ettim. Şimdi ABD bu “mission impossible”a soyunduğunu açıklamış bulunuyor. Şunu da unutmamak gerekir ki bu bölünmüşlüğün temelinde eğitimsizlik, yoksulluk, demokrasi açığı, din temelindeki bölünmüşlüklerin panzehiri olan laikliğin reddi gibi yapısal sorunlar var. Herhalde ABD de, bütün bu sorunlar yumağının içerdiği zorlukları müdrik olarak, IŞİD’le mücadelenin uzun vadeli bir uğraş olacağını teslim ediyor.” Okumaya devam et