Etiket arşivi: Rusya

Küresel Denge ve Baş Aktörleri – 4: Avrupa Birliği, NATO ve Diğerleri

(Bu yazı dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

26 Mayıs 2014

Çin’e ilişkin yazımızda, bu ülkenin öngörüleri çok aşan ekonomik ilerlemesinin kendisi bakımından bir “yumuşak güç açığı” yarattığını düşünenler olduğuna değinmiştik. AB ekonomik açıdan ilk üç arasında; yumuşak güç bakımından ise başat küresel aktör. Çünkü demokrasi ve insan hakları bahsinde en ileri değerlerin savunucusu Avrupa. Ama bu iki özelliği, onu gerektiğinde küresel siyasete yön verecek ağırlığı koyabilen bir oyuncu yapmaya yetmiyor. Bunun da başlıca nedeni, kurumlarına diğer alanların yanı sıra dış ve güvenlik politikalarında belirli yetkiler tanınmış olsa da, AB’nin ulusal egemenliklerine sıkıca sarılan 28 ülkeden oluşması; kriz durumlarında hızla karar alamayışı; aldığı kararların arkasında kuvvetle duracak siyasi ve askeri güce sahip bulunmayışı. Okumaya devam et

Ukrayna: Cumhurbaşkanı Seçimi Öncesi Görünüm

23 Mayıs 2014

Ukrayna’daki gelişmelere ilişkin son yazımda (Ukrayna Krizi – 4) ABD, AB, Rusya ve Ukrayna arasında 17 Nisan 2014 tarihinde Cenevre’de üzerinde mutabık kalınan ve “gerilimi düşürmeye ve bütün Ukrayna vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik ilk somut adımlar” başlığını taşıyan belge üzerinde durmuştum.
O tarihten bu yana yaşanan birçok sıkıntıya rağmen gerilimin genel olarak biraz aşağı çekildiği söylenebilir. Bunun başlıca nedeni Ukrayna’nın kendi içinde bir iyiye gidişten çok Rusya’nın doğu Ukrayna’ya askeri harekat düzenlemesi olasılığının şu sırada biraz azalmış olması.
17 Nisan Cenevre mutabakatından sonra da taraflar birbirlerini suçlamayı sürdürdüler. Kiev Yönetiminin ayrılıkçılara karşı giriştiği sindirme harekatı başarılı olamadı. Ayrılıkçı bölgelerde çıkan çatışmalarda ölenler oldu. Özetle, 17 Nisan Cenevre mutabakatı içtenlikle desteklenmedi ve uygulanamadı. Okumaya devam et

Küresel Denge ve Baş Aktörleri – 3: ABD

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

21 Mayıs 2014

Soğuk Savaş sonrası dönemin ABD cephesine bakıldığında, 11 Eylül terör saldırılarının Vaşington’un dünyaya bakışında bir dönüm noktası olduğu tartışma götürmez. Bu saldırılar o tarihte ABD’ne karşı, çok sınırlı bir radikal çevre dışında, tüm dünyada büyük bir sempatinin doğmasına neden olmuştu.
Ancak, sekiz yıllık Bush Yönetimi, bu sempatinin ABD çıkarları ve daha yapıcı bir dünya düzeni için yarattığı avantajı değerlendirememiştir. Uluslararası sorunların aşılması için gerekli çok taraflı işbirliği ihtiyacını göz ardı edebilmiştir. Kendi karar ve eylemlerine uluslararası toplumu ortak etme çabalarında gecikmiş ve inandırıcı olmamıştır. Okumaya devam et

Küresel Denge ve Baş Aktörleri –2: Çin

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

18 Mayıs 2014

“Küresel düzen değişmekte…” cümleciğini duyduğumuzda ilk akla gelen Çin Halk Cumhuriyeti.
Henry Kissinger, 1970’lerin başında, ABD ile Çin arasında diplomatik ilişki kurulmasında önemli rol oynamış bir siyaset adamı ve düşünür olduğu için yazımıza, kendisinin 2011 yılında yayınlanan “Çin Üzerine”(On China) başlıklı kitabından, bu ülkenin zengin tarihi geçmişine vurgu yapan bir alıntı ile başlamakta yarar gördük. Kissinger şöyle demektedir:
“Hiçbir başka ülke, bu kadar sürekli bir uygarlığa ya da kadim tarihi geçmişiyle, stratejinin ve devlet adamlığının klasik ilkeleriyle böylesine yakın bir bağa sahip olamamıştır. Okumaya devam et

Küresel Denge ve Baş Aktörleri – 1: Rusya

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır. Bu ve onu izleyecek birkaç yazımızda değişmekte olan küresel dengelere ilişkin gözlemlerimizi sizlerle paylaşmaya çalışacağız.)

11 Mayıs 2014

Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinin tamamlanmasıyla, İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen dönemde Doğu-Batı ilişkilerine egemen olan Soğuk Savaş sona erdi. Yaklaşık yarım asır boyunca küresel kuvvet ilişkilerine hakim olan yapıların uğradığı köklü dönüşüm sonucu iki kutuplu dünya düzeni yerini ABD’nin merkezini oluşturduğu tek süper güçlü bir düzene bıraktı. Ne var ki, 11 Eylül 2001’de ABD’yi kendi topraklarında vuran terör eylemleri, Afganistan’a askeri müdahale, Irak’ın işgali, ABD’nin savaş yorgunluğu ve kuşkusuz bunların da katkısı olan küresel ekonomik kriz tek kutuplu dönemin uzun ömürlü olmasına izin vermedi. Böyle bir küresel üstünlüğün ilelebet korunması esasen olanaklı değildi. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi – 4

20 Nisan 2014

ABD, AB, Rusya ve Ukrayna, 17 Nisan 2014 tarihinde Cenevre’de, yedi saatlik bir toplantı sonunda Ukrayna’da “gerilimi düşürmeye ve bütün Ukrayna vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik ilk somut adımlar” üzerinde mutabık kaldılar ve bunları yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyurdular. Rusya da böylelikle bugüne kadar teması reddettiği Yanukoviç sonrası Kiev yönetimi ile ilk kez masaya oturmuş oldu. Bir sayfalık ortak açıklama, kelimesi kelimesine olmasa da, şöylece tercüme edilebilir: Okumaya devam et

Ukrayna Krizinin Yansımaları

6 Nisan 2014

Ukrayna bunalımı hızla gelişti ve bir bakıldı ki Kırım kaybedilmiş. Son günlerde ise Rusya’nın Ukrayna sınırında konuşlandırdığı 40-50,000 kişilik kuvvetin, Moskova tercihini bu yönde kullanırsa, ülkenin doğusuna sadece birkaç gün içerisinde hakim olabileceği konuşuluyor. ABD, NATO’nun Baltıklardaki müttefiklerine güven vermeye çalışıyor. Aslında daha önce de işaret etmeye çalıştığım üzere, Batı’nın krizin belirli bir aşamasından sonraki amacı Kırım’ı kurtarmaktan çok doğu Ukrayna’ya yönelecek bir müdahaleyi önlemek idi. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi – 3: Kırım’ın Kaybı ve Sonrası…

20 Mart 2014

Kırım referandumu tamamlandı. Batı, referandumun yasal ve meşru olmadığını savunsa da oy kullananların büyük çoğunluğu Rusya ile birleşmeye onay verdi. Rusya Kırım’ı egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanıdı. Kırım’ın Rusya’ya katılımını öngören anlaşma imzalandı. Şimdi, Rusya Anayasa Mahkemesinin bunu uygun bulması, daha sonra da Parlamento’nun onayı bekleniyor. Bu formalitelerin hızla tamamlanacağı anlaşılıyor. Özetle, Kırım Ukrayna’dan koptu; geri dönüşü de olanaksız. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi – 2

12 Mart 2014

Ukrayna bunalımında henüz bir çıkış yolu bulunamadı. Burada “çıkış yolu” ile kastettiğim elbette “çözüm” olmayıp, gerilimin düşürülmesine olanak tanıyacak bir yöntem veya yol haritası üzerinde mutabakat sağlanmasıdır. Şu sırada kapalı kapılar ardında son derece yoğun diplomatik çalışmaların yapıldığında kuşku yok. Başkan Obama açıklamalarında, Kırım’a  müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamakla birlikte, “Rusya’nın Ukrayna’da, Kırım’da meşru çıkarları bulunduğuna” da değinmekte. Öte yandan, Kırım’ın Rusya’ya katılıp katılmaması konusunda yapılması kararlaştırılmış bulunan referanduma sadece üç gün kaldı. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi

5 Mart 2014

Ukrayna Hükümeti 21 Kasım 2013 tarihinde AB ile imzalanması öngörülen Ortaklık Anlaşması’ndan vazgeçtiğini açıkladı (*). Kararın ardından başlayan ve Cumhurbaşkanı Yanukoviç ile Hükümetini hedef alan protesto gösterileri hızlı bir tırmanış gösterdi. 20 Şubat 2014’de, protestocularla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 77 kişi hayatını kaybetti. Böylece olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısı 100’e yaklaştı. Bunun üzerine Almanya, Fransa ve Polonya Dışişleri Bakanları bir çıkış yolu bulunmasına yardımcı olmak üzere Kiev’e gittiler. Okumaya devam et