Ukrayna Krizi – 4

20 Nisan 2014

ABD, AB, Rusya ve Ukrayna, 17 Nisan 2014 tarihinde Cenevre’de, yedi saatlik bir toplantı sonunda Ukrayna’da “gerilimi düşürmeye ve bütün Ukrayna vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik ilk somut adımlar” üzerinde mutabık kaldılar ve bunları yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyurdular. Rusya da böylelikle bugüne kadar teması reddettiği Yanukoviç sonrası Kiev yönetimi ile ilk kez masaya oturmuş oldu. Bir sayfalık ortak açıklama, kelimesi kelimesine olmasa da, şöylece tercüme edilebilir:
• Ukrayna’daki gerilimin bütün tarafları, şiddet, sindirme ve tahrik içeren eylemlerden kaçınacaklardır. Katılımcılar, anti-semitizm dahil, aşırılık, ırkçılık ve dini hoşgörüsüzlük içeren her türlü tavır ve eylemi şiddetle reddederler ve kınarlar.
• Bütün yasadışı silahlı gruplar silahtan arındırılmalı; yasadışı ele geçirilmiş tüm binalar meşru sahiplerine iade edilmeli; Ukrayna şehir ve kasabalarında yasadışı işgal edilmiş tüm sokaklar, meydanlar ve diğer kamusal alanlar boşaltılmalıdır.
• Bulundukları binalardan ve diğer kamusal alanlardan ayrılan ve silahlarını teslim eden göstericiler affedilecektir. Cinayet suçu işlemiş olanlar aftan yararlanmayacaktır.
• AGİT’in Özel Gözlem Misyonu’nun, önümüzdeki günlerde, gerilimi düşürmeye yönelik bu önlemlerin en fazla ihtiyaç duyulan yerlerde derhal uygulamaya konulmasında Ukrayna makamlarına ve yerel topluluklara destek vermesinde, bunda öncü rol oynamasında mutabık kalınmıştır. ABD, AB ve Rusya, gözlemci vermek dahil bu misyonu desteklemeyi taahhüt ederler.
• Açıklanan anayasal süreç katılımcı, şeffaf ve hesap verebilir nitelikte olacaktır. Bu süreç derhal başlatılacak, Ukrayna’nın bütün bölge ve siyasal eğilimlerini kapsayacak bir ulusal diyalogu içerecek, kamuya açıklanan görüşlerin ve önerilen değişikliklerin dikkate alınmasına olanak sağlayacaktır.
• Katılımcılar, Ukrayna’nın ekonomik ve mali istikrarının taşıdığı önemi vurgularlar ve yukarıdaki önlemler uygulandıkça ilave destek konusunu görüşmeye hazır olduklarını beyan ederler.
Bu yedi saatin önemli bir bölümünün, ülkenin doğusunda yaşamın nasıl normale döndürüleceği tartışması ile geçtiği söylenebilir. Rusya yanlısı bazı gruplar Cenevre açıklamasından hemen sonra bunu tanımadıklarını duyurdular. Bölgeden gelen haberler de şimdilik bir yumuşamaya işaret etmiyor. Aksine çatışmalarda ölenler var. Yabancı yayın kuruluşlarının bölgedeki ortamı yansıtmak için kullandıkları sözcüklerin başında tanıdık bir ifade geliyor: “kutuplaşma”. Ukrayna makamlarının ve Batı’nın beklentisi Moskova’nın bu gruplar üzerindeki etkisini kullanarak hayatın normale avdet etmesine destek vermesidir. AGİT’in Özel Gözlem Misyonu’na sadece gelişmeleri izlemek ve saptamalarda bulunmak yerine uygulamaya yardımcı olmak görevinin verilmiş olması, bunun “öncülük etmek” ifadesiyle güçlendirilmiş bulunması da kayda değer. Ancak AGİT’in başarısı da büyük ölçüde Rusya’nın uyum sergilemesine bağlıdır.
Toplantıda, Ukrayna ekonomisinin geleceği ve özellikle “ulusal diyalog” üzerinde de uzunca durulduğunu düşünmek mümkün. Ukrayna ekonomisi çok kritik bir noktada bulunuyor. Batı’nın ekonomik yaptırımları Rusya’ya fazla sarsmadı ama Ukrayna’nın Rusya’nın ekonomik baskısına dayanması, doğalgaz sevkiyatında kesintinin çıkaracağı sorunlarla baş etmesi çok daha zor. Ülkenin göreceli bir istikrara kavuşması ise öncelikle anayasal süreçte alınacak mesafeye bağlı. Aslında, içeride birlik-beraberlik sağlamak şöyle dursun, ulusal asgari müştereklerde dahi birleşemeyen bir ülkenin huzura kavuşması olanaksız. Bunun için kendimize bakmamız yeterli. Ukrayna örneğinde ise bu sıkıntılara ilaveten Rusya gibi güçlü bir dış faktörün olumsuz etkisi bulunuyor.
Yeni anayasal düzenin, bölgelere belirli bir özyönetim yetkisi tanıması genelde kabul edilmekle birlikte önemli olan bunun içerik ve sınırı. Bazı gözlemcilerin kanaati, Cumhurbaşkanı Putin’in, Ukrayna üzerindeki baskıyı sürdürmesine ve ilerde ortaya çıkacak koşullara göre Ukrayna’nın doğu kesimini de Rusya’ya katmasına imkan verecek gevşek bir yapıyı dayatmak istediği merkezinde. Kimileri bunu Ukrayna’nın “vasallaştırılması”, yani Rusya’ya tabi hale getirilmek istenmesi olarak tanımlıyor. Putin de, Ukrayna’nın doğu ve güney kesiminden “Novorossiya” yani “yeni Rusya” olarak söz ederek böyle düşünenlere malzeme veriyor. Amacı baskı yaratmak olduğu için bunu da kuşkusuz bilinçli olarak yapıyor.
Böyle bir tahlil, Rusya’nın bu tür bir dayatmayı zorlayacak güce sahip olup olmadığı sorusunun yanıtlanmasını gerektiriyor. Moskova’nın Kırım’dan vazgeçmeyeceği, Sivastopol üssünün Rusya tarafından kiralanmasına ilişkin anlaşmanın 2042 yılına kadar, üstelik o tarihte beş yıllık bir uzatma olanağını da içerecek biçimde uzatılmasından belliydi. Daha açık bir deyişle Rusya, Ukrayna Batı ile ilişkilerinde kabul edilebilir bir çerçevenin dışına çıkmadıkça kiralama veya benzeri yöntemler kullanarak Rus donanmasının bu geleneksel üssünü, dolayısıyla Kırım’ı elinde tutmayı sürdürecekti. Ne var ki Kiev’deki gösterilerin aldığı seyir Rusya için bir fırsat yarattı ve Cumhurbaşkanı Putin de bunu kaçırmadı.
Rusya bu fırsatı kullanırken Batı siyasi/askeri/ekonomik caydırıcı güç sergileyemedi. Üzerinde en çok durulan ekonomik yaptırımlar Rusya’nın canını yakacak bir içerik kazanamadı. Ancak Rusya’nın gerilimi sürdürmesi, daha ileri giderek doğu Ukrayna’yı da benzer yöntemlerle ilhak etmeye yönelmesi halinde Obama yönetiminin siyasi/diplomatik köprüleri atması da tamamen dışlanamayacak bir olasılık. Son günlerde Batı basınında Rus ekonomisinin esasen yapısal bazı sıkıntıları bulunduğu, inişte olduğu, Batı’nın ciddi ekonomik yaptırımlara yönelmesi halinde durumunun daha da zorlaşacağı yorumları yapılıyor. Bunlarda bir gerçek payı bulunsa bile ekonomik yaptırımların Batı, özellikle AB için de sıkıntı yaratacağını kimse yadsımıyor. Buna karşın, ABD ile siyasi diyalog kanallarının tıkanması, ABD’nin Rusya’yı uluslararası düzeyde yalnızlaştırma çabasına girmesi Moskova bakımından arzu edilmeyen gelişmeler olabilir. Kısaca ifade etmek gerekirse, Rusya dayatmacı tavrını sürdürebilir ama giderek yükselen bir bedel ödeyerek. Dolayısıyla şu aşamada herkesin çıkarı Ukrayna’nın özgür ancak Batı ve Rusya ile ilişkilerinde hayatın gerçeklerine duyarlı bir noktada istikrara kavuşmasında yatıyor. Söylemesi kolay, kağıda dökülmesi, uygulanması çok zahmetli bir iş. Daha uzun vadenin ne getireceği Rusya’nın önümüzdeki on yıllarda demokratik bir dönüşüm içerisine girip girmeyeceği ile de ilgili olabilir. Bu bağlamda, “Rusya demokratik bir ülke olsaydı bu bunalımda değişik bir tutum izler miydi?” veya “Batı Sovyetler Birliği’nin tarih olmasını izleyen yıllarda Rusya ile ilişkilerini daha iyi yönetebilseydi tablo farklı olur muydu?” gibi sorulara yanıt arama çabası kuşkusuz sürecek; geçmişe ve geleceğe ışık tutacak. Bugün için söylenebilecek olan, Kırım’ın ilhakından sonra Batı’nın Rusya’ya farklı bir gözle bakmaya başladığıdır…
Ukrayna krizi bağlamında Batı basınının üzerinde çok durduğu bir konu da Cumhurbaşkanı Putin’in dayatmacı, demokrat olmayan kişiliği. Oysa Putin’in Rusya tarihine damgasını vuran şahsiyetler arasında yer almak istediği anlaşılıyor. Rusya saygı duyulması gereken birçok özelliğine, zenginliğine karşın demokratik geleneğe sahip olmayan bir ülke. Dolayısıyla Putin, Rusya’yı güçlü kılma çabası yanında, demokratik bir dönüşümü başlatmakla kendisine ülke tarihindeki öncellerini kıskandıracak bir yer edinebilirdi. Bu yolu tercih etmediği görülüyor. Kırım’ın ilhakını izleyen kamuoyu yoklamaları da popülaritesinde önemli bir yükseliş olduğuna işaret etmekte. Bunu, Rus halkının önemlice bir kesiminin, en azından şimdilik, demokrasiden başka değer ve önceliklere sahip bulunduğu şeklinde ifade etmek de mümkün.
On yıllardır Türkiye’nin güneyindeki sorunlarla yaşamaya alışmıştık. Şimdi kuzeyimizde de bir sorun ortaya çıktı ve değişik yansımalarıyla uzun süre gündemde kalması çok olası…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s