BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un Orta Doğu Barışına Katkı Çabası

22 Temmuz 2014

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon İsrail ile Hamas arasında bir ateş-kes sağlanmasına yardımcı olabilmek amacıyla Orta Doğu’da.
Bir uluslararası örgütün genel sekreteri o örgütün üyelerinin ortaya koyabildikleri ortak iradenin toplamını temsil eder. O irade güçlüyse genel sekreter de güçlüdür, zayıfsa genel sekreter de zayıftır.
Ban Ki-Moon 22 Temmuz 2014 tarihinde İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüştükten sonra muhatabı ile ortak bir basın toplantısı düzenledi. Kendisinin bu toplantıda “roket saldırılarını kınadığını” söylemesi bazı gazetelerimizde “BM’den şok açıklama” başlığı ile yansıtıldı, eleştirildi. Okumaya devam et

Ukrayna Bunalımında Yeni Aşama

21 Temmuz 2014
Amsterdam-Kuala Lumpur seferini yapmakta olan MH17 sefer sayılı Malezya Hava Yolları uçağının, 17 Temmuz 2014 tarihinde, 298 yolcu ve mürettebatı ile 33,000 ft. irtifada, bir füze ile vurulması Ukrayna sorununu farklı bir aşamaya taşıdı.
Biraz geriye gidecek olursak, Ukrayna’da 25 Mayıs’ta düzenlenen seçimin ilk tur galibi, eski Dışişleri ve Ekonomi Bakanı, oligark Petro Proşenko oldu.
Proşenko 7 Haziran’da ülkede barış ve istikrarı sağlamak üzere bir plan açıkladı. Daha sonra on güne çıkardığı bir haftalık tek taraflı ateş-kes ilan etti. Rusya yanlısı ayrılıkçılarla görüşüp bunalımdan çıkış yolu bulmaya çalıştı. Karşılık bulamayınca askeri önlemlere yöneldi. Tatlı ve sert yöntemleri birlikte kullanmayı denedi. Belki çabalarının hiçbir sonuç vermediğini görmenin de yarattığı tepkiyle, 27 Haziran’da Brüksel’de, AB ile Ortaklık Anlaşmasını imzaladı. İmza töreninde, bunun tarihi bir gün olduğunu, ülkesinin bir gün AB’ne tam üye olmasını ümit ettiğini söyledi. Hatırlanacağı üzere, Kiev’deki gösterilerle başlayan gerilime yol açan neden, Yanukoviç’in bu Anlaşmayı imzalamaktan son aşamada vazgeçmesi olmuştu. Okumaya devam et

Suriye’ye İnsani Yardımlar: BM Güvenlik Konseyi’nin 2165 Sayılı Kararı

18 Temmuz 2014

14 Ocak 2014 tarihli ve “Suriye İç Savaşının İnsani Boyutu” başlıklı yazımda, iç savaş nedeniyle bu komşumuzda yaşanmakta olan ve genelde “felaket” olarak nitelendirilen sorunlara değinmiştim.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 22 Şubat 2014 tarihinde oybirliğiyle kabul ettiği 2139(2014) sayılı kararla, savaşın bütün taraflarından ve özellikle Şam yönetiminden, BM insani yardım ajanslarına ve onlarla birlikte çalışan kuruluşlara Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine “güvenli ve engelsiz erişim” sağlamasını istedi. Okumaya devam et

Büyük Orta Doğu’da Görünüm

15 Temmuz 2014

Orta Doğu büyük ama düş kırıcı gelişmeler birbirini izliyor. Arap Baharının yarattığı demokratik dönüşüm beklentisinin bir başka bahara kaldığı anlaşılıyor.
Obama Yönetiminin ve özellikle ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin yoğun kişisel çabasına rağmen İsrail-Filistin barış görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı. Bu bir ilk değil. Şimdi de gündemin birinci sırasında İsrail’in Gazze harekatı, ateş-kes sağlanamazsa kapsamlı bir kara operasyonuna başlayıp başlamayacağı, bunun olası sonuçları var. Başlarsa bu da bir ilk olmayacak. Filistin tarafında sivil can kaybı yüzlerle ifade ediliyor. UNESCO Anayasasının dibacesinde şu ifade yer alır: “Savaşlar insanların zihinlerinde başladığına göre barışın savunması da insanların zihinlerinde kurulmalıdır.” Oysa zihinler düşmanlık için bileniyor. Bunlar da yeni değil. Okumaya devam et

Dış Politikamızın Dünü ve Bugünü

(Bu yazı dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)
13 Temmuz 2014
Beş senedir, şöylece özetleyebileceğimiz bir söylem tekrarlanıyor:
“Türk dış politikası bugüne kadar ülkemizin potansiyelini yansıtamamıştır. Vizyonsuzluk, bekle-görcülük, çekingenlik, sahip bulunduğumuz ve köklerini (emperyal) geçmişimizden olan kudreti kavramadaki zafiyet dış politikamıza egemen olmuştur. Türkiye artık bu kısır döngüyü kıracak, bölgemize hükmeden/ önderlik eden/hizmet eden bir ülke olacaktır. Küresel roller üstlenecektir.”
Bir ülkenin, bir kurumun, bir küçük ölçekli işletmenin çağı yakalaması, hatta önüne geçmek için çaba göstermesi güzel bir şey. Ancak bunu yapmanın birinci adımı geçmişi karalamak, geçmişin birikim ve kazanımlarını yok saymak olmamalı. Ziya Paşa’nın “ayinesi iştir kişinin söze bakılmaz” ifadesinde dile getirdiği üzere, bir ilerlemeden, olumlu değişimden söz edilecekse bu somut verilerle ortaya konulmalı. Unutmayalım ki tarih her şeyi görür ve sonunda yargısını verir. Tarihi kandırmak olanaksızdır.
Okumaya devam et

Suriye Kimyasal Silahları/P5+1-İran Görüşmeleri

9 Temmuz 2014

Orta Doğu’daki çatışma/savaş/karmaşa ortamına rağmen, Suriye kimyasal silahlarının ülke dışına çıkarılarak imhasını öngören uluslararası plan amacına ulaştı.
P5+1 ile İran arasında devam etmekte olan müzakereler ise kritik bir aşamada.
Bu süreçlerden birincisi çok önemliydi.
İkincisi ise, başarıya ulaştığı takdirde, İngilizce bir deyimle, “game-changer” yani “oyunun kurallarını değiştiren” bir gelişme olacak. Okumaya devam et

Karanlıkta Dış Politika

6 Temmuz 2014

Irak ve Suriye’de iç savaş sürüyor. Her iki ülke de parçalanma sürecine girdi mi, girmedi mi, parçalanma neyi çözümleyecek veya çözümlemeyecek bunun tartışması yapılıyor. Avrupa entegrasyonu ekonomik ve siyasi temelde bütünleşmeyi hedef almıştı. Orta Doğu ise mezhep temelinde entegrasyona gidiyor. Avrupa bunu uzun bir süreç içerisinde, bir yapının tuğlaları gibi üst üste konulan anlaşmalar ve bu anlaşmalarla oluşturulan kurumlar aracılığı ile gerçekleştirmişti. Orta Doğu savaş yöntemine itibar ediyor. Okumaya devam et

Orta Doğu Senaryoları

27 Haziran 2014
Irak ve Şam İslam Devleti (İŞİD) savaşçılarının Irak’ta kısa sürede kaydettiği ilerleme, özellikle Irak ordusunun İŞİD karşısında silahı bırakıp kaçması, direnç gösterememesi genelde bir şok etkisi yarattı. Sonrasında da, böyle bir potansiyel tehdidin hayli zamandır bilindiği ancak Esad’ı devirme saplantısının yol açtığı “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” anlayışının, bölgesel bölünmüşlüğün ve Irak’taki iç uyumsuzluğun önleyici tedbir alınmasını engellediği değerlendirmesi yapıldı. Okumaya devam et

Dünün Öğrettikleri

23 Haziran 2014

Yunanistan’da Büyükelçi olarak görev yaptığım dört yılın (1997-2001) ikiye yakını, zaman zaman gerilimlerin de yaşandığı bir soğukluk dönemiydi. Sonrasında ise yakınlaşmanın, dostluk ve dayanışmanın öne çıktığı çok farklı bir tablo vardı. Bu dört yıl benim için zengin bir deneyim oldu. Çok şey gördüm ve öğrendim. Yaşadıklarımdan dersler çıkardım. Bu bağlamda, iki sene önce yayınladığım kitabımın “Atina Yılları” bölümünden birkaç paragrafı aşağıda sunuyorum: Okumaya devam et

Musul’un Fethi ve Sonrası

13 Haziran 2014

Irak ve Şam İslam Devleti (Işid) savaşçılarının Musul ve Tikrit’i kolaylıkla ele geçirmeleri küresel dikkatin bir kez daha bölgeye odaklanmasına neden oldu.
Bu gelişmeyle ilgili olarak ilk söyleyebileceğim, bilgi kirliliği yaratılması için çaba gösterilen bir dönemde olduğumuz. Belki bazı “derin oyunlar” da oynanmakta. Burası Orta Doğu, hepsi olabilir; tablo karışık ve karanlık. Onun için ayrıntıları bir yana bırakıp genel birkaç gözlem yapmaya çalışacağım.
Bu gelişme Bush Yönetiminin Irak’ı işgalinin nelere yol açtığının, sonu gelmeyecek göstergelerinden bir yenisidir. Okumaya devam et