Ukrayna Krizi – 2

12 Mart 2014

Ukrayna bunalımında henüz bir çıkış yolu bulunamadı. Burada “çıkış yolu” ile kastettiğim elbette “çözüm” olmayıp, gerilimin düşürülmesine olanak tanıyacak bir yöntem veya yol haritası üzerinde mutabakat sağlanmasıdır. Şu sırada kapalı kapılar ardında son derece yoğun diplomatik çalışmaların yapıldığında kuşku yok. Başkan Obama açıklamalarında, Kırım’a  müdahalenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurgulamakla birlikte, “Rusya’nın Ukrayna’da, Kırım’da meşru çıkarları bulunduğuna” da değinmekte. Öte yandan, Kırım’ın Rusya’ya katılıp katılmaması konusunda yapılması kararlaştırılmış bulunan referanduma sadece üç gün kaldı. Okumaya devam et

Bölge Efendiliği ; Değerli Yalnızlık ; Şimdi Nereye ?

9 Mart 2014

Dış politikamızda sonbahar, aşırı iddialı, Cumhuriyet dönemi Türk dış politikasının geleneklerini küçümseyen; Türkiye’nin küresel bir güç olma potansiyelinin heba edildiği, geçmişte adeta hiçbir şey yapılmadığı için işe sıfırdan başlamak gerektiği anlayışını yansıtan; sürekli ders veren bir söylemle başlamıştı. Dünyanın merkezindeydik. Komşularımızla aramızda sorun kalmayacaktı. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi

5 Mart 2014

Ukrayna Hükümeti 21 Kasım 2013 tarihinde AB ile imzalanması öngörülen Ortaklık Anlaşması’ndan vazgeçtiğini açıkladı (*). Kararın ardından başlayan ve Cumhurbaşkanı Yanukoviç ile Hükümetini hedef alan protesto gösterileri hızlı bir tırmanış gösterdi. 20 Şubat 2014’de, protestocularla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmada 77 kişi hayatını kaybetti. Böylece olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısı 100’e yaklaştı. Bunun üzerine Almanya, Fransa ve Polonya Dışişleri Bakanları bir çıkış yolu bulunmasına yardımcı olmak üzere Kiev’e gittiler. Okumaya devam et

Türkiye AB Önderliğindeki Orta Afrika Cumhuriyeti Barış Gücüne Katılmalı mı?

2 Mart 2014

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde (OAC) durumun daha da kötüye gitmesi üzerine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), 28 Ocak 2014 tarihli ve 2134 sayılı kararıyla, ülkede AB önderliğinde bir operasyon başlatılmasını, bu çerçevede oluşturulacak gücün orada esasen mevcut Afrika Birliği ve Fransız kuvvetlerine destek vermesini, “geçiş dönemi” olarak adlandırılan siyasi sürecin hızlandırılarak seçimlerin mümkünse 2014 sonuna  kadar düzenlenmesini, bu süreci engellemeye çalışanlara ve insan haklarını ihlal edenlere karşı yaptırım uygulanmasını kabul etmişti (*). Şimdi bu barış gücü için Türkiye’den de katkı bekleniyor. Hem AB’nin hem de BM’nin Türkiye’den bu yönde talepleri bulunduğu anlaşılıyor. Okumaya devam et

Türkiye-ABD İlişkilerinde “Reset” Arayışı Sürüyor

(Bu yazı, dostum ve meslektaşım Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

1 Mart 2014

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun 18 Kasım 2013 tarihinde Vaşington’da Dışişleri Bakanı John Kerry ile gerçekleştirdiği görüşme, daha sonraki basın toplantısının da ortaya koyduğu üzere, ilişkilerde “reset” arayışı içerisinde olduğumuzu göstermekteydi(*).

İki Bakan, Suriye’nin Dostları grubunun 12 Ocak 2014’de Paris’de düzenlenen toplantısı vesilesiyle tekrar ikili bir görüşme gerçekleştirdiler. Daha sonra da bir basın toplantısı düzenlediler. Tutanağı ABD Dışişleri tarafından yayınlanan basın toplantısının başında Kerry sözü Davutoğlu’na bırakmış. Dışişleri Bakanımız da, daha önce yaptığı üzere, Türkiye-ABD işbirliğinin stratejik bir önem taşıdığını, bunun on yıllardır, asırlardır böyle olduğunu, günümüzde Türkiye-ABD işbirliğinin ve değişik sorunlara ilişkin stratejik danışmaların daha da önem kazandığını söylemiş. Daha sonra Suriye, Irak ve Kıbrıs meselelerine kısaca değinerek ABD’nin Türkiye için stratejik bir müttefik olduğunu, danışmalarımızın bölgesel ve küresel barış açısından önem taşıdığını tekrarlamış. Okumaya devam et

Dünden Bugüne Bakış

25 Şubat 2014

Bundan iki yıl önce şunları söylemiştim:

“Dış politikanın özünde, Atatürk’ün de belirttiği üzere, içerde güçlü olan ülkelerin dışarıda da güçlü olduğu gerçeği yatmaktadır. Dolayısıyla, dış politika alanındaki en büyük kozumuzun, bizi içeride güçlü kılacak olan, demokrasimiz ve onun özünde yatan uzlaşma kültürü olduğunu unutmamalıyız. Okumaya devam et

Bir Telefon Konuşması – AB – Ukrayna

23 Şubat 2014

Diplomatik ilişkilerin nasıl yürütüleceğini düzenleyen 18 Nisan 1961 tarihli Viyana Sözleşmesinin 27. maddesi diplomatik misyonların yazışmalarının güvenliğini (ki bu gizlilik demektir) garanti etmektedir. Bu maddenin 1. ve 2. fıkralarında şöyle denilmektedir: Okumaya devam et

Yakın Çevremizdeki Tablo

19 Şubat 2014

Suriye kimyasal silahlarının ülke dışına çıkarılarak imha edilmesine yönelik mutabakat ile İran nükleer programına ilişkin Ortak Eylem Planı, içerdikleri tüm uygulama zorluklarına rağmen, uluslararası düzeyde belirli bir iyimserliğe yol açmıştı. Oysa son günlerde hava biraz değişmiş gibi. Okumaya devam et

Orta Doğu Barış Sürecinde Gündem

16 Şubat 2014

ABD’nin çabasıyla başlatılan İsrail-Filistin görüşmelerinin amacı, kalıcı bir çözüme ilişkin ayrıntılı müzakerelere zemin teşkil edecek ilkeleri içeren bir çerçeve üzerinde mutabakat sağlanması olarak açıklanmıştı. Daha doğrusu, ABD böyle bir çerçeve anlaşmayı oluşturup taraflara sunacaktı.  Dokuz ay içerisinde de neticeye varılması öngörülmüştü. Oysa şimdi bunun “yapay bir zaman dilimi” olduğu, daha fazla zamana ihtiyaç bulunduğu ifade edilmekte. Uzun süre gizliliği korunan görüşmelerden basına sızmalar olmakta. Okumaya devam et

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde Çatışma/Karmaşa

11 Şubat 2014

Kendi iç siyaset gündemimiz ve bölgesel gelişmeler gözümüzü dünyanın başka yerlerindeki olaylara çevirmemize pek olanak bırakmıyor. Oysa, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde (OAC)  giderek yükselen çatışma eğilimi uzunca bir süredir uluslararası dikkatleri üzerinde toplamış bir sorun.

OAC adından da anlaşılacağı üzere Afrika’nın tam ortasında, denize çıkışı olmayan, yaklaşık 623,000 km2’lik toprağa ve 4.6 milyon nüfusa sahip bir ülke. Tarım potansiyeli, su kaynakları, ormanlar ve madenler, özellikle elmas bakımından zengin. Başlıca ihraç ürünleri elmas, kereste, pamuk, kahve ve tütün. 2012 verilerine göre kişi başına yıllık gelir sadece 500 dolar düzeyinde. Ortalama ömür 51 sene. Acil insani yardıma ihtiyaç duyanlar nüfusun neredeyse yarısı. 800,00 dolayında kişi evini terk etmiş. 245,000 kişi komşu ülkelere sığınmış. Okumaya devam et