İsrail-Filistin Barış Sürecinde “Ara”

3 Mayıs 2014

İsrail’le Filistin arasında 29 Temmuz 2013 tarihinde başlamış olan barış görüşmeleri için belirlenmiş dokuz aylık süre 29 Nisan 2014 günü doldu. Hedef hiç değilse nihai çözüme ilişkin bir çerçeve üzerinde anlaşılmasıydı ama bu dahi sağlanamadı. İyimser bir tanım kullanmak istiyorsak görüşmelere “ara verildiğini”, karamsar bir tanım kullanmak istiyorsak “yeni bir kopma yaşandığını” söyleyebiliriz. Son yazımda, İsrail ile Filistin’in zaman zaman ABD’ni de adeta barış sürecin üçüncü bir tarafı telakki edip onunla da müzakere etme eğiliminde olduklarına, bunun da ABD yönetiminde artan bir bıkkınlık yaratmış olduğuna değinmiştim. Okumaya devam et

İsrail-Filistin Barış Süreci/Kısır Döngüsü

23 Nisan 2014

29 Temmuz 2013 tarihinde Vaşington’da başlamış olan İsrail-Filistin barış görüşmeleri için belirlenmiş olan dokuz aylık süre 29 Nisan 2014’de doluyor. Diplomatik süreçler için kesin zaman dilimlerinin belirlenmesi isabeti tartışılabilir bir yöntem. Buna, uzayıp giden ihtilafların çözümünde neticeye ulaşmak, taraflar üzerinde baskı yaratmak amacıyla başvuruluyor. Orta Doğu barış görüşmelerinde, P5+1 ile İran arasında sürdürülmekte olan müzakerelerde bu yola gidildi. Bu yöntemin kötü yanı, sürecin öngörülen zaman diliminde hedefine ulaşamaması durumunda düş kırıklığının ve çoğu zaman da gerilimin artması. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi – 4

20 Nisan 2014

ABD, AB, Rusya ve Ukrayna, 17 Nisan 2014 tarihinde Cenevre’de, yedi saatlik bir toplantı sonunda Ukrayna’da “gerilimi düşürmeye ve bütün Ukrayna vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya yönelik ilk somut adımlar” üzerinde mutabık kaldılar ve bunları yazılı bir açıklamayla kamuoyuna duyurdular. Rusya da böylelikle bugüne kadar teması reddettiği Yanukoviç sonrası Kiev yönetimi ile ilk kez masaya oturmuş oldu. Bir sayfalık ortak açıklama, kelimesi kelimesine olmasa da, şöylece tercüme edilebilir: Okumaya devam et

P5+1 ile İran Arasındaki Görüşmeler/Suriye Kimyasal Silahları

14 Nisan 2014

Ukrayna ile ilgili gelişmeler uluslararası gündemin ilk sırasına oturdu. Bir yanda gerilim diğer yanda diplomatik çabalar var. Ancak bu çabaların ne kadarı gerilimin ne kadarı çözüm arayışlarının parçası biraz bekleyip görmek gerekiyor. Bu arada, biraz tekrar pahasına, bu yazının başlığını oluşturan diğer iki önemli konuda hangi noktada bulunduğumuzu kısaca hatırlamakta yarar olabilir.
İran ve P5+1, 23 Kasım 2013 tarihinde Cenevre’de, İran’ın nükleer programına ilişkin Ortak Eylem Planı üzerinde mutabakata varmışlardı. Okumaya devam et

Yerel Seçim ve Dış Politikamız

6 Nisan 2014

Bir yerel seçimi geride bıraktık. Bu elbette olağan bir yerel seçim değildi. Nitekim birçok kişi bunu daha çok bir genel seçim olarak gördü, değerlendirdi. Ben yazılarımda zorunlu olmadıkça iç politika sorunlarımıza girmemeye özen gösteriyorum.  Bunun nedeni, dış politikaya ideolojik yaklaşımlardan ziyade ulusal çıkar kavramının egemen olması gerektiğine inanmamdır. Okumaya devam et

Ukrayna Krizinin Yansımaları

6 Nisan 2014

Ukrayna bunalımı hızla gelişti ve bir bakıldı ki Kırım kaybedilmiş. Son günlerde ise Rusya’nın Ukrayna sınırında konuşlandırdığı 40-50,000 kişilik kuvvetin, Moskova tercihini bu yönde kullanırsa, ülkenin doğusuna sadece birkaç gün içerisinde hakim olabileceği konuşuluyor. ABD, NATO’nun Baltıklardaki müttefiklerine güven vermeye çalışıyor. Aslında daha önce de işaret etmeye çalıştığım üzere, Batı’nın krizin belirli bir aşamasından sonraki amacı Kırım’ı kurtarmaktan çok doğu Ukrayna’ya yönelecek bir müdahaleyi önlemek idi. Okumaya devam et

Çatışma Kuralları

31 Mart 2014

22 Haziran 2012 tarihinde Suriye bir F-4 jet uçağımızı düşürdü. İki pilotumuz şehit oldu. Uçağın tam nerede nasıl vurulduğu, tarafların olayı kendilerine göre yorumlaması nedeniyle tam bir açıklık kazanamadı. Öyle olduğu için de acımızı, infialimizi daha çok içimize gömdük.

23 Mart 2014 tarihinde de biz bir Suriye Mig-23 uçağını düşürdük. Bu defa sevinenler oldu. Uçağın pilotu hayatını kurtarabildi. Ölseydi belki de intikam duygularını bastıramayanların sevinci katlanacaktı. Okumaya devam et

Orta Doğu’da Genel Görünüm ve Türkiye

23 Mart 2014

Ukrayna krizi, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı, bunun Rusya’nın Batı ile ilişkilerinde neden olduğu gerilim Orta Doğu sorunlarının geçici bir süre için arka plana itilmesine neden oldu. Soyut olarak bakıldığında bunun nedeni ne Ukrayna’daki protesto eylemlerinde yaşamlarını yitirenlerin sayısı ne de Kırım’ın kaybı olabilir. Çünkü, Irak’ta birkaç günde terör eylemlerine kurban gidenlerin sayısı Ukrayna’ki protesto eylemlerinde ölenlere eşit veya daha fazla; 2013’de iç çatışmalarda ve terör eylemlerinde ölenlerin sayısı yaklaşık 9,000.  Suriye’de ise El Kaide bağlantılı İslamcı gruplar kontrolleri altındaki alanları genişletmekteler. Daha açık bir deyişle bu gruplar Suriye’nin bir bölümünü ilhak etmiş durumdalar. Okumaya devam et

Ukrayna Krizi – 3: Kırım’ın Kaybı ve Sonrası…

20 Mart 2014

Kırım referandumu tamamlandı. Batı, referandumun yasal ve meşru olmadığını savunsa da oy kullananların büyük çoğunluğu Rusya ile birleşmeye onay verdi. Rusya Kırım’ı egemen ve bağımsız bir devlet olarak tanıdı. Kırım’ın Rusya’ya katılımını öngören anlaşma imzalandı. Şimdi, Rusya Anayasa Mahkemesinin bunu uygun bulması, daha sonra da Parlamento’nun onayı bekleniyor. Bu formalitelerin hızla tamamlanacağı anlaşılıyor. Özetle, Kırım Ukrayna’dan koptu; geri dönüşü de olanaksız. Okumaya devam et

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye İlerleme Raporuna İlişkin Kararı

14 Mart 2014

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, 12 Mart 2014 tarihinde, 2013 Türkiye İlerleme Raporuna ilişkin kararı kabul etti. Rapor Avrupa Parlamentosuna geçen yılın Ekim ayında sunulmuştu.

Her yıl yayınlanan bu raporlara “ilerleme raporu” denilse de, başlıkla muhteva arasındaki makas giderek açılıyor. Nitekim AP kararının içeriği de bu başlıkla bağdaşmıyor. Karar Türkiye’ye birçok eleştiri/uyarı yöneltiyor. Okumaya devam et