Etiket arşivi: Suriye

P5+1 ile İran Arasındaki Görüşmeler/Suriye Kimyasal Silahları

14 Nisan 2014

Ukrayna ile ilgili gelişmeler uluslararası gündemin ilk sırasına oturdu. Bir yanda gerilim diğer yanda diplomatik çabalar var. Ancak bu çabaların ne kadarı gerilimin ne kadarı çözüm arayışlarının parçası biraz bekleyip görmek gerekiyor. Bu arada, biraz tekrar pahasına, bu yazının başlığını oluşturan diğer iki önemli konuda hangi noktada bulunduğumuzu kısaca hatırlamakta yarar olabilir.
İran ve P5+1, 23 Kasım 2013 tarihinde Cenevre’de, İran’ın nükleer programına ilişkin Ortak Eylem Planı üzerinde mutabakata varmışlardı. Okumaya devam et

Çatışma Kuralları

31 Mart 2014

22 Haziran 2012 tarihinde Suriye bir F-4 jet uçağımızı düşürdü. İki pilotumuz şehit oldu. Uçağın tam nerede nasıl vurulduğu, tarafların olayı kendilerine göre yorumlaması nedeniyle tam bir açıklık kazanamadı. Öyle olduğu için de acımızı, infialimizi daha çok içimize gömdük.

23 Mart 2014 tarihinde de biz bir Suriye Mig-23 uçağını düşürdük. Bu defa sevinenler oldu. Uçağın pilotu hayatını kurtarabildi. Ölseydi belki de intikam duygularını bastıramayanların sevinci katlanacaktı. Okumaya devam et

Orta Doğu’da Genel Görünüm ve Türkiye

23 Mart 2014

Ukrayna krizi, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı, bunun Rusya’nın Batı ile ilişkilerinde neden olduğu gerilim Orta Doğu sorunlarının geçici bir süre için arka plana itilmesine neden oldu. Soyut olarak bakıldığında bunun nedeni ne Ukrayna’daki protesto eylemlerinde yaşamlarını yitirenlerin sayısı ne de Kırım’ın kaybı olabilir. Çünkü, Irak’ta birkaç günde terör eylemlerine kurban gidenlerin sayısı Ukrayna’ki protesto eylemlerinde ölenlere eşit veya daha fazla; 2013’de iç çatışmalarda ve terör eylemlerinde ölenlerin sayısı yaklaşık 9,000.  Suriye’de ise El Kaide bağlantılı İslamcı gruplar kontrolleri altındaki alanları genişletmekteler. Daha açık bir deyişle bu gruplar Suriye’nin bir bölümünü ilhak etmiş durumdalar. Okumaya devam et

Bölge Efendiliği ; Değerli Yalnızlık ; Şimdi Nereye ?

9 Mart 2014

Dış politikamızda sonbahar, aşırı iddialı, Cumhuriyet dönemi Türk dış politikasının geleneklerini küçümseyen; Türkiye’nin küresel bir güç olma potansiyelinin heba edildiği, geçmişte adeta hiçbir şey yapılmadığı için işe sıfırdan başlamak gerektiği anlayışını yansıtan; sürekli ders veren bir söylemle başlamıştı. Dünyanın merkezindeydik. Komşularımızla aramızda sorun kalmayacaktı. Okumaya devam et

Yakın Çevremizdeki Tablo

19 Şubat 2014

Suriye kimyasal silahlarının ülke dışına çıkarılarak imha edilmesine yönelik mutabakat ile İran nükleer programına ilişkin Ortak Eylem Planı, içerdikleri tüm uygulama zorluklarına rağmen, uluslararası düzeyde belirli bir iyimserliğe yol açmıştı. Oysa son günlerde hava biraz değişmiş gibi. Okumaya devam et

Ocak 2014’e Toplu Bakış

(Bu yazı, dostum ve meslektaşım Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

9 Şubat 2014

Genel:

Ocak ayı, özellikle Orta Doğu odaklı uluslararası diplomasi bakımından son derece hareketli geçmiş olsa da sonuçlar çarpıcı değildir.  İyimser olmak istiyorsak, Ocak ayını “geleceğe dönük yatırımların yapıldığı” bir ay olarak da nitelendirebiliriz. Keza bölgenin istikrasız görünümüne bakarak, beklenmedik yeni patlama veya sarsıntıların yaşanmamış olmasını kazanç sayabiliriz. ABD ve Rusya, bu tür gelişmeleri önlemek ve her biri son derece kırılgan olan süreçleri ayakta tutabilmek amacıyla, Ukrayna örneğinde olduğu gibi başka alanlarda sürmekte olan rekabet ve çatışmalarına rağmen, bölgemizde uzlaşmacı bir işbirliği içinde görünmektedirler. Bu durumu, bölgede barış ve istikrarı yakalama ihtiyacının her iki ülke için de ulusal çıkar konusu olarak görülmesiyle izah edebiliriz. Okumaya devam et

Obama’nın Dış Politikada Diplomasiye Öncelik Tanımasına Yöneltilen Eleştiriler

6 Şubat 2014

Başkan Obama’nın Suriye’de, Orta Doğu’da ve ötesinde askeri müdahaleyi tamamen dışlamamakla birlikte önceliği siyasi/diplomatik çözüm süreçlerine veren yeni yaklaşımının bölgede ve Amerikan iç siyasetinde artan eleştirilere yol açtığına daha önceki bir yazımda değinmiştim. Başkan’ın siyasetini savunmak elbette bana düşmüyor. Amerikan iç politikasını yönlendiren dinamikleri, ince hesapları da bilemem. Dünyaya bir Amerikalı gözüyle de bakamam. Diğer yandan, bir bölge insanı olarak bu değişikliği nasıl algıladığımı açıklamama bir engel bulunmuyor. Okumaya devam et

Cenevre II: Nereye Doğru?

23 Ocak 2014

Cenevre II olarak adlandırılmakta olan Suriye barış görüşmelerinin 22 Ocak 2014 Çarşamba günü Montrö’de düzenlenecek açılıştan sonra Cuma günü Cenevre’de devamı kararlaştırılmış olduğu cihetle, bu haftanın ilginç gelişmelere, son dakika manevralarına sahne olacağı belliydi. (Bu arada, açılış toplantısının gerçekleştirildiği Montreux Palace’ın, 1936 Boğazlar Sözleşmesinin imzalandığı,  benim de genç bir heyet mensubu olarak katıldığım 10-11 Mart 1978 Ecevit-Karamanlis zirvesinin düzenlendiği otel olduğunu kaydedeyim.)

Haftanın ilk gününe damgasını vuran İran oldu. Çünkü BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Cenevre II’ye katılıp katılamayacağı, katılmak için ne yapması gerektiği bir süredir tartışılan İran’ı anılan toplantıya davet ettiğini açıkladı. Okumaya devam et

Suriye Barış Görüşmeleri Öncesi Tablo

16 Ocak 2014

ABD ve Rusya, ilişkilerinin “soğuk” olarak nitelendirilebilecek bir döneminde, 14 Eylül 2013 tarihinde, Cenevre’de,  “Suriye’nin Kimyasal Silahlarının Tasfiyesine İlişkin Çerçeve”  üzerinde mutabakata vardılar. Bu mutabakatın mimarları olan Dışişleri Bakanları, John Kerry ve Sergey Lavrov, uzun bir basın toplantısı ile metni dünya kamuoyuna açıkladılar. Basın toplantısında John Kerry, ABD ve Rusya’nın öteden beri, Suriye sorununun askeri değil siyasi yöntemlerle, müzakere masasında çözümlenebileceği noktasında görüş birliği içinde olduklarını, dolayısıyla siyasi süreci canlandırmaya ve silahsızlandırma ile arasında paralellik sağlamaya yönelik bir çaba içerisine gireceklerini açık biçimde dile getirdi. Okumaya devam et