Ocak 2014’e Toplu Bakış

(Bu yazı, dostum ve meslektaşım Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

9 Şubat 2014

Genel:

Ocak ayı, özellikle Orta Doğu odaklı uluslararası diplomasi bakımından son derece hareketli geçmiş olsa da sonuçlar çarpıcı değildir.  İyimser olmak istiyorsak, Ocak ayını “geleceğe dönük yatırımların yapıldığı” bir ay olarak da nitelendirebiliriz. Keza bölgenin istikrasız görünümüne bakarak, beklenmedik yeni patlama veya sarsıntıların yaşanmamış olmasını kazanç sayabiliriz. ABD ve Rusya, bu tür gelişmeleri önlemek ve her biri son derece kırılgan olan süreçleri ayakta tutabilmek amacıyla, Ukrayna örneğinde olduğu gibi başka alanlarda sürmekte olan rekabet ve çatışmalarına rağmen, bölgemizde uzlaşmacı bir işbirliği içinde görünmektedirler. Bu durumu, bölgede barış ve istikrarı yakalama ihtiyacının her iki ülke için de ulusal çıkar konusu olarak görülmesiyle izah edebiliriz. Hatta,  bölgede barış ve istikrar arayan süreçlerin, yerel oyuncuların dar görüşlü çıkar hesapları tarafından rehin alınmasını engelleyen ortak bir tutum izlediklerini dahi söyleyebiliriz.

Suriye:

  • Cenevre II’nin ilk aşaması beklendiği gibi başladı ve bitti. Böylelikle rejim ve muhalifleri üç yıl sonra ilk kez masada buluştu. İlk tur, özellikle açılış toplantısı daha çok tribünlere oynandı. Taraflar, önceki gövde gösterilerine rağmen masadan çekilmeyi göze alamadı.
  • Muhalefet ilk kez önemli bir uluslararası toplantıda dünyaya yüzünü gösterdi. Ancak Türkiye dahil kendisine destek veren ülkelerin çabalarına rağmen bütünlüklü ve geniş tabanlı bir temsil profili çizemedi. Bu sorunun aşılması, büyük ölçüde muhalefetin müzakere sürecinde sağlayacağı kazançlara bağlı olacaktır.
  • Müzakerelerin siyasi konularda tam bir çıkmaza gireceği anlaşıldığından bu kere ağırlığın insani konulara verildiği ve Humus örneğinde olduğu üzere sınırlı da olsa bazı ilerlemelerin sağlandığı görülüyor. Bunlar azımsanmamalı ve izleyen aşamalar bakımından birer güven arttırıcı önlem telakki edilmelidir.
  • ABD bütün bunları “süreç başladı” şeklinde değerlendirmekte ve “diplomasiye öncelik verilmesi” yaklaşımını ısrarla sürdürmektedir.
  • Rusya Suriye sorununda “oyun kurucu” olduğunu kanıtlamıştır. Suriye muhalefeti ile daha önce de görüşmüş olan Rusya bu defa Ahmet Cerba’yı  4 Şubatta Moskova’ya davet ederek Suriye siyasetinin salt “Esad odaklı” olmadığını vurgulamak istemiştir.
  • İran’ın Cenevre II’den dışlanmasının isabetsizliği tartışılmaya devam ediliyor. Nükleer programa ilişkin müzakerelerin bir sonraki aşamasında sağlanacak olumlu hava İran’ın Suriye barış sürecine katılmasına da kapıyı aralayabilir. Bu esasen gerekli olup şu veya bu şekilde gerçekleşecektir.
  • Suriye kimyasal silahlarının ülke dışına çıkarılmasında gecikme yaşanması eleştirilirken, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı bu işin 1 Mart’a kadar tamamlanmış olacağını açıklamıştır.

Irak:

  • Ocak 2014 ayının can kaybı 733’dür. Ölenlerin sayısı zaman zaman Suriye’deki can kaybı düzeyinde olsa dahi bunlar terör saldırısı sayıldığından bir asayiş sorunu olarak görülmektedir. Bu bir ironi zira bombalı saldırıların arkasında Suriye’dekilerden çok farklı olmayan güçlerin patlamaya hazır rekabeti yatmaktadır. Lübnan’daki durum da çok farklı değildir.
  • ABD’nin Irak’a müdahalesiyle birlikte tüm uluslararası forumlarda, “Irak’ın bağımsızlığının, egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün korunması” söylemi başlamıştı. Şimdi Suriye için kullanılmaya başlayan bu söylem herhalde çatlayan mozaiği yeniden bir araya getirmenin zorluğundan, farklı siyasi tercihler, etnik, dini ve mezhepsel bölünmeler nedeniyle Irak’ta olduğu gibi Suriye’de de halkların birlikte yaşama iradelerini kaybetmelerinin yol açacağı çok daha derin bir karmaşa kaygısından kaynaklanmaktadır.
  • Bağdat ile Erbil petrol konusundaki sorunları aşamamışlardır. Türkiye’nin bu konuda Barzani Yönetimine itidal telkin etmesi uygun olur.
  •  Irak-Suriye ekseninde devam eden terörist/radikal güç mücadelesi( El Kaide, El Nusra, Irak Şam İslam Devleti) giderek karmaşık bir nitelik kazanmaktadır.

Tunus:

  • Anayasanın kabulü ve seçimlere kadar ülkeyi yönetecek geçiş hükümetinin kurulmasıyla ülke büyük bir aşama kaydetmiş görünmektedir.
  • Tunus’un geleceğine ilişkin bu tarihi uzlaşının radikal kesimlere ve Tunus’un sınır bölgelerine yerleşmiş oldukları anlaşılan cihadist gruplara karşı korunması gerekmektedir.

İran:

  • Nükleer program konusunda atılmış olan adımların yarattığı iyimser hava sürmektedir. Bir sonraki görüşmeler Viyana’da 18 Şubat’ta başlayacaktır.
  • Ruhani/Zarif yönetimindeki İran diplomasisinin önceki Tahran yönetimlerinde örneğini görmediğimiz bir pragmatizm anlayışıyla, güncel gelişmelerden etkilenmeden, uzun vadeli stratejik çıkarlarını azami kılmakta başkalarına örnek olacak bir maharet gösterdiğini izlemekteyiz.
  • İran, nükleer teknoloji konusunda Batı ile varacağı kalıcı ve sürdürülebilir bir uzlaşının ulusal gücünü ne nüfuzunu arttırmada büyük bir sıçrama yaratacağını kavramış olduğu, bunun kendisine yeni kapılar açacağından kuşku duymadığı izlenimini vermektedir.
  • İran’ın, P5+1 ile sürdürmekte olduğu müzakereleri ve varılması beklenen anlaşmayı kendi kamuoyuna benimsetmek açısından hatırı sayılır bir beceri sergilemekte olduğunu da kaydedelim.
  •  8 Aralık 2013 tarihinde, İsrail İş Konferansında konuşan Cumhurbaşkanı Şimon Peres  şöyle demişti: “Benim düşmanım yok. Biz İran’ı düşman olarak görmüyoruz. Düşmanlıklar kişisel bir sorun değildir. Arafat’la görüşmek istemediğimiz dönemler de oldu ancak kendisi tutum değiştirdiğinde ‘neden olmasın?’ dedik. Biz barıştan yanayız ve nihai hedefimiz düşmanlarımızı dosta dönüştürmektir.”
  • İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, bir Alman televizyonuna verdiği mülakatta, Filistinlilerle barış yapıldığı takdirde, İsrail’le ilişkilerinin ihya edilebileceğini söylemiş. Bu, hemen uygulanabilirliği olmasa bile, Ahmedinejad döneminin söylemleri hatırlanacak olursa önemli bir beyandır; uluslararası kamuoyuna da bir mesajdır.
  • Nükleer program üzerinde kalıcı bir anlaşma olasılığı, Batılı yatırımcıların, en azından havayı koklamak amacıyla, İran’a ziyaretlerini arttırmıştır.

Afganistan:

  • 2013’de ülkede sivil can kaybı yaklaşık 3,000.
  • Karzai yönetimiyle ABD arasında şimdiye kadar imzalanmış olması gerektiği söylenen ikili güvenlik anlaşması elan sonuçlandırılamamıştır. Sorun ülkede kalacak ABD kuvvetlerine tanınması istenen yargı muafiyeti ile terörle mücadelede bu kuvvetlerin sahip olacağı hareket serbestisidir. Karzai, bu konularda ABD ile ilişkileri zorladığı izlenimini vermektedir.
  • Karzai’nin Taliban’la gizli müzakerelere girişme çabasının ABD’ni rahatsız ettiği söylenmekte. Kendisinin ABD’ni zorluyor görünmek istemesinin nedeni Taliban’la yapacağı görüşmelerde zemin kazanmak olabilir. Pakistan ise Taliban’la görüşmeye başladı.
  • İnsansız hava araçlarıyla düzenlenen hava saldırıları sırasında yaşanan can kaybının ABD ile Afganistan ve Pakistan arasında sorun olmaya devam etmektedir.

Orta Doğu barış görüşmeleri:

  • ABD tarafları yaklaştırmak için büyük bir çaba içerisindedir.
  • Görüşmelerin içeriğinin gizli tutulması için gösterilen özene rağmen bazı hususlar basına yansımaya ve tartışma yaratmaya başlamıştır.

Türkiye:

  • Ülke uzun süredir içinde bulunduğu gerilim ve hesaplaşma kısır döngüsünden çıkamamaktadır. Orta Doğu’nun “kutuplaşma” dinamiği maalesef bizi de içine çekmektedir.
  • Bölgesel sorunlarda izlemekte olduğumuz tutumun yarattığı sıkıntılar, Sayın Cumhurbaşkanının, ülkemizin güneyindeki gelişmeler bağlamında politikalarımızın yeniden kalibre edilmesi ihtiyacına değinmesine vesile olmuştu.(*) Bu blogda da sıkça değinilen “reset” işlemi, söylemde değil eylemde gerçekleştirilmesi ve muhataplarca inandırıcı bulunması zor bir dış politika manevrasıdır.
  • Oysa, 17 Aralık 2013’da başlayan olaylar zinciri her ne kadar bir iç politika bunalımı gibi görünse de dış politikayı da etki alanına çekmekte gecikmemiştir. Daha açık bir deyişle, devalüasyon sadece parasal alanla sınırlı kalmamış, siyasi planda da bir kıymet düşüşüne yol açmıştır.
  • Dış politikadaki “reset” bağlamında, Orta Doğu’ya ilişkin iddialı söylemler yerini suskunluğa bırakırken, AB ile ilişkilerde ise yeni bir arayış başlamıştır.
  • Bunlardan yeni-Osmanlı içerikli birincisi boş bir hayaldi. İkincisi ise, kalıcı ve samimi bir çaba olmaktan ziyade iç siyaset odaklı bir hamle olduğu izlenimini vermektedir. “2014’ün AB ile ilişkilerimizin altın yıl olacağı” iddiasına gelince söyleyebileceğimiz, “jübile yılı olmamasının” dahi bizi mutlu edeceğidir.
  • Bizim bakımımızdan ABD ile uyum ayarı yapılmış gibi görünse de bunun içtenliği sınanacaktır. Vaşington’un bize nasıl bakması gerektiği ise Amerikan çevrelerinde tartışılmaktadır.
  • Çevremizle ilişkilerde bir ilerleme gözlenmemekte, Türkiye dış politikası bütünlük sergileyememektedir.

SONUÇ :

  • Suriye iç savaşını sona erdirecek hızlı bir barışçı çözüm olanaklı görünmüyor. Bir sürecin başlamış olması dahi olumlu değerlendiriliyor. Arazideki güç dengesinin de kısa vadede büyük değişiklik göstermesi beklenmiyor.
  • Temel bir başka sorun İran nükleer programı. Esasen ABD, bunun gündemdeki bir numaralı mesele olduğunu açıkça söylüyor.
  • Nükleer program konusunda kaydedilecek ilerlemenin, kalıcı bir çözümün, Suriye sorununa da olumlu yansımaları olacağını öngörmek yanlış olmaz.
  • Böyle bir çözüm, şimdi belirttiği kuşkulara rağmen İsrail’i de rahatlatacaktır.
  • Bunlar gerçekleşirse İran’ın yükselişi büyük dinamizm kazanacaktır.
  • Siyasi/diplomatik çözümlere öncelik verdiğini açıklamış olan ABD için İran, Suriye ve Arap-İsrail süreçlerinden en azından birinde başarı sağlamak önem kazanmıştır. Özellikle ilk iki sorun Rusya ile yakın işbirliği gerektirmektedir.
  • Tam öyle görünmeseler dahi bu üç süreci birbirinden bağımsız düşünmek zordur zira aralarında, değişik ölçülerde de olsa, karşılıklı etkileşim bulunduğu yadsınamaz.
  • Türkiye, dış politikasındaki yanlışları ve iç siyaset gelişmeleri nedeniyle irtifa kaybetmektedir.

(*)http://www.tccb.gov.tr/konusmalar/371/88235/altinci-buyukelciler-konferansi-munasebetiyle-verilen-ogle-yemeginde-yaptiklari-konusma.html

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s