Etiket arşivi: Obama

Refugee Dimension of the Libya Lesson

23 April 2015
I hold the view that the Libya intervention went beyond the letter and spirit of what was envisaged in United Nations Security Council Resolution 1973 of 17 March 2011 and caused divisions within the international community (*). The growing loss of migrant lives in the Mediterranean has once again focused attention on the intervention.

Rick Noack, in his Washington Post article of 21 April 2015 gave three reasons why Europe is being held responsible for migrant deaths in the Mediterranean. These were the following:
• The E.U. downsized its rescue mission in a bid to deter refugees from risking crossing the Mediterranean,
• It is nearly impossible to enter Europe legally if you’re a refugee,
• NATO and E.U. member states bombed Libya but failed to rebuild the country. Okumaya devam et

Middle East Desperate for a Course Correction

10 April 2015
President Obama has again spoken to Thomas L. Friedman of the New York Times. Although the interview essentially aimed at reassuring the people of Israel and Congressional opponents that the framework agreed upon in Lausanne represents the best possible solution under the circumstances, what the President said about the root causes of Middle East turmoil was also important.

In his address to the United Nations General Assembly on 24 September 2013 the President had said, “The United States will at times work with governments that do not meet the highest international expectations, but who work with us on our core interests. But we will not stop asserting principles that are consistent with our ideals…”

This was before ISIS emerged as an additional threat to stability in the Middle East and beyond.

Okumaya devam et

From Joint Action Plan toward a Joint Comprehensive Plan of Action

Co-authored with Yusuf Buluc (*)

5 April 2015

On 23 November 2013 P5+1 and Iran reached agreement on a Joint Plan of Action which was a road map for the negotiation process that was to follow. Sixteen months later we have a framework for a Joint Comprehensive Plan of Action, the last step before a “final deal” which should be in place by 30 June 2015.

As a general assessment we wish to quote from and largely concur with the statement issued by the International Crisis Group on 2 April 2015:
“The International Crisis Group applauds the 2 April agreement on a framework for a Joint Comprehensive Plan of Action reached between Iran and the P5+1/EU3+3 (the five permanent members of the UN Security Council plus Germany). This achievement is a triumph of multilateral diplomacy and a testament to the seriousness of purpose, patience and persistence of the negotiators involved in this process.
“… Negotiated outcomes by nature are imperfect. These agreed upon parameters provide Iran with an enrichment capacity higher than the U.S. and its allies preferred, and sanctions relief slower and more circumscribed than Iran desired. But both sides have protected their core interests and rightfully can claim victory – a precondition for any sustainable solution.
“This accomplishment is not final; it is as fragile as the forces against it are formidable. It has serious critics in Iran, the U.S. and the region…” Okumaya devam et

Rusya’da Ekonomik Kriz

 

19 Aralık 2014

Uluslararası gündem Türkiye’ye özenmeye başladı; aniden değişebiliyor. Aradaki fark, uluslararası gündemdeki değişikliklerinin çok ender de olsa iyimserlik ilham etmesi. Örneğin, “yeni bir soğuk savaş mı başlıyor?”sorusu sorulurken, o dönemin son duvarının yıkılmasına karar verildiğinin açıklanması gibi. Dünyanın bir numaralı küresel gücü ABD ile Küba arasında yarım asırdan uzun bir zamandır sürmekte olan “küçük soğuk savaşın” sona erdiriliyor ve diplomatik ilişkilerin ihya ediliyor olması aslında çok gecikmiş bir gelişme. Dolayısıyla Başkan Obama’nın attığı adımı alkışlamak gerekiyor. Obama ile Küba Cumhurbaşkanı Raul Castro arasında varılmış olan mutabakatın tam olarak yaşama geçirilebilmesi, örneğin Küba’ya uygulanmakta olan ambargoların kaldırılması Kongre onayını gerektirmekte. Oysa o cenahtan hemen muhalif sesler duyulmaya başladı bile… Okumaya devam et

ABD İçin Sıkıntılı Günler

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

11 Aralık 2014

11 Eylül terör saldırılarının, Vaşington’un dünyaya bakışında bir dönüm noktası olduğu tartışma götürmez. Bu saldırılar o tarihte ABD’ye karşı, sınırlı bir radikal çevre dışında, tüm dünyada büyük bir sempatinin doğmasına neden olmuştu.

Ancak, sekiz yıllık Bush Yönetimi, bu sempatinin, ABD çıkarları ve daha yapıcı bir dünya düzeni için yarattığı avantajı maalesef değerlendiremedi. ABD’nin ilk tepkisi Afganistan’da El Kaide ve Taliban’a yönelik harekât oldu. Tepki bununla sınırlı kalsaydı, Orta Doğu bugün farklı bir noktada olabilirdi. Irak müdahalesi Orta Doğu’nun sorun kaldırma kapasitesine ağır bir yük daha ekledi. Terörü tırmandırdı. Irak’ın komşuları için sorun yarattı. Bölgesel dengeleri sarstı. Batı içerisinde ciddi bölünmelere neden oldu. Kaldı ki, Irak’ta kitle imha silahlarının mevcudiyeti de kanıtlanamadı. Okumaya devam et

Türkiye-ABD İlişkileri

 

(Bu yazı, dostum Emekli Büyükelçi Yusuf Buluç’la birlikte kaleme alınmıştır.)

 28 Ekim 2014

Batı ile ilişkilerimizde ABD özel bir ağırlığa sahiptir. Türkiye’nin Irak’ın işgalinde ABD’nin istediği şekilde “tam işbirliği” yapmamış olması, Yönetim değişmiş olsa da, ABD kurumlarında giderilmesi daha fazla zaman gerektirecek bir tortu bırakmıştı. ABD de Irak bağlamında bizi sıkan, ilişkileri zedeleyen yanlışlar yapabilmişti. Dolayısıyla Irak nedeniyle düş kırıklığı yaşayan sadece kendisi değildi. Bundan sonrası için önemli olan karşılıklı yeni kırgınlıkların yaşanmamasıydı.

Yaklaşık altı yıldır ABD’nin başında, Irak’ın işgalinin “yanlış savaş” olduğunu söyleyen bir Başkan vardır. O Başkanın ziyaret ettiği ilk Müslüman ülke Türkiye olmuştur. Ankara’da yapılan görüşmelerde elbette uluslararası gündemde yer alan birçok sorun ele alınmış, karşılıklı beklentiler dile getirilmiştir. Ancak hiç kuşku yok ki Başkan Obama’yı Türkiye’ye getiren temel neden, Türkiye’nin demokratik, laik Cumhuriyet deneyimine vurgu yapmaktı. (*) Okumaya devam et

ABD’nin IŞİD’le Mücadele Planı

11 Eylül 2014
Bu konudaki son yazımda ABD’nin IŞİD’le mücadeleye “yaklaşımından” söz etmiş ve yazımı şöyle tamamlamıştım:
“Bugüne kadarki yazılarımda ben de hep bölgede yaşanmakta olan çatışmaların bölünmüşlükten kaynaklandığını, bölge ülkelerinin katkısı olmadan çözümlenemeyeceğini, bunun ise uzlaşma ve işbirliği gerektirdiğini vurguladım… Ancak mevcut bölünmüşlükler muvacehesinde bunun yapılabilirliği noktasında hep kuşku, hatta imkansızlık ifade ettim. Şimdi ABD bu “mission impossible”a soyunduğunu açıklamış bulunuyor. Şunu da unutmamak gerekir ki bu bölünmüşlüğün temelinde eğitimsizlik, yoksulluk, demokrasi açığı, din temelindeki bölünmüşlüklerin panzehiri olan laikliğin reddi gibi yapısal sorunlar var. Herhalde ABD de, bütün bu sorunlar yumağının içerdiği zorlukları müdrik olarak, IŞİD’le mücadelenin uzun vadeli bir uğraş olacağını teslim ediyor.” Okumaya devam et

“Küresel Sistemde Bedava Seyahat Etmek” ve Bir Yöntem Önerisi

3 Eylül 2014

2012 yılı başlarında yayınlanan kitabımın “Küresel Dengeler” bölümünden bazı alıntıları aşağıda sunuyorum.

“ … ABD’de üç yılı aşkın bir süredir, Demokrat bir Yönetim var. Başkanı Obama, Irak müdahalesinin yanlış olduğunu, önceliğin Afganistan’a verilmesi gerektiğini savunagelmiş bir liderdir. Beyaz Saray’da ilk gününden itibaren uluslararası işbirliği ihtiyacını vurgulamış, tevazu sergilemiştir. 2009 yılı Temmuz ayında Rusya Federasyonuna gerçekleştirdiği ilk ziyarette ilişkilerde yeni bir sayfa açmak istediğini söylemiştir…

“ … Başkan Obama, 2009 Kasım’ında Pekin’e yaptığı ziyarette benzer mesajlar vermiştir. Çin, günümüzde uluslararası ilginin odağında, küresel dengenin iki büyük aktöründen biridir… Okumaya devam et

ABD’nin IŞİD’le Mücadeleye Yaklaşımı

 

1 Eylül 2014

ABD’nin, Başkan Obama tarafından “kazınıp alınması gerekli bir kanser” olarak nitelendirilen IŞİD’le mücadele stratejisinin ana çizgileri, belirli bir bocalama dönemini takiben, netlik kazanmaya başladı.

Bu bocalamanın altında daha çok IŞİD’in Irak’taki ilerleyişinin hızı ve sergilediği sonsuz şiddet yanında, savaş ve örgütlenme yeteneği yatıyor. Gerçekten IŞİD, bu güne kadar böylesine geniş bir alana hakim olabilmiş ilk terör örgütü. Musul’dan darmadağın kaçan Irak Silahlı Kuvvetlerinin geride bıraktığı ağır silahlarla envanterini çeşitlendirmiş ve güçlendirmiş bulunuyor. Dışardan aldığı maddi destek yanında, kaçak petrol ticaretinden, fidyelerden oluşan ilave gelir kaynaklarına sahip bulunduğu biliniyor (1). Örgütün medyayı iyi kullandığı, Batılı ülkelerden saflarına katılmış cihadistlerin bilgi ve birikimine katkı yaptığı da söyleniyor. Okumaya devam et

Başkan Obama ile Dış Politikada Ufuk Turu

12 Ağustos 2014
Başkan Obama, İŞİD’e karşı hava harekatına yeşil ışık yaktığını duyurduğu açıklamanın ardından, New York Times gazetesi yazarı Thomas L. Friedman’a, gazetenin 8 Ağustos tarihli nüshasında yayınlanan bir mülakat verdi. Kararının temelinde yatan yaklaşımı, gelişmelere bakış biçimini bir kez daha izah etti. Daha önceki bazı yazılarımda, Başkan Obama’nın 6 Nisan 2006 tarihli TBMM hitabı başta olmak üzere, önemli konuşmalarına etraflıca değinmiştim(*). Güncel içeriği ve verdiği mesajlar nedeniyle bu mülakatta dile getirdiği görüşleri de, Thomas L. Friedman’ın “Obama’nın Dünya’ya Bakışı” (Obama on the World) başlıklı yazısındaki sırasıyla, aşağıda sunuyorum. Okumaya devam et