7 Aralık 2013
Türkiye ve İsrail on yıllar boyunca iyi ilişkiler sürdürdüler. Bu durum uzunca bir süre, Türkiye’ye karşı esasen karmaşık duygular besleyen Arap ülkelerinin bize bakışlarında olumsuz bir etken oldu. Ancak zamanla onlar da bu işbirliğinin kendi çıkarlarına yönelik olmadığını gördüler. Üstelik Türkiye-İsrail ilişkileri kendilerine, canları istediğinde Türkiye’yi eleştirmek için bir fırsat da sağladı. Örneğin bir kısmı bunu, Kıbrıs sorununda Rum-Yunan tezlerine destek vermek için pek dillendirilmeyen bir gerekçe olarak kullandılar. Yunanlılar Orta Doğu’da birçok Arap ülkesine yayılmış, yerleşmiş durumdadır ve onlarla ilişkileri iyidir.
Türkiye’de 2002 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) iktidara gelmesi Türkiye-İsrail ilişkilerine bir belirsizlik unsuru getirdi. İsrail AKP’nin İslami köklerinden ve Filistin sorununa verdiği önemden kaygı duymaya başladı. Ankara ise, Amerikan işgaliyle beraber İsrail’in Irak Kürtlerine desten vermeye başladığına ilişkin duyumlardan rahatsızdı. Bu karşılıklı kuşkulara rağmen ilişkiler, Başbakan Erdoğan’ın, 30 Ocak 2009 tarihinde, Davos’daki Dünya Ekonomik Forumunda, İsrail Cumhurbaşkanı Shimon Peres’i ağır biçimde eleştirdiği “one minute” olayına kadar olağan seyrini sürdürdü. Ancak bu olay, Filistin sorununun AKP’nin gündeminde pek yüksek bir noktada, hatta en üstte yer aldığını gözler önüne serdi ve ilişkiler de baş aşağı gitmeye başladı. Okumaya devam et →