Etiket arşivi: Netanyahu

The Middle East: More Confusing Than Ever…

10 August 2015

Contrary to initial expectations the Arab Spring brought further chaos to a region already troubled by unresolved conflicts; beset by internal political, economic and social problems. But widening sectarian clashes and the emergence of ISIL have added new dimensions to a tradition of proxy wars, secret dealings and shifting alliances. Okumaya devam et

Iran Deal Is Win for All

July 18, 2015
Co-authored with Yusuf Buluc (*)

July 14 will no longer be remembered only as the French National Day commemorating the storming of the Bastille. It will also be remembered as the day of the nuclear deal with Iran or V-Day for diplomacy.
In an interview he gave in early April 2015, President Obama told Thomas Friedman of The New York Times that “engagement,” combined with meeting core strategic needs, could serve American interests vis-à-vis countries like Burma, Cuba and Iran far better than endless sanctions and isolation. Okumaya devam et

From Joint Action Plan toward a Joint Comprehensive Plan of Action

Co-authored with Yusuf Buluc (*)

5 April 2015

On 23 November 2013 P5+1 and Iran reached agreement on a Joint Plan of Action which was a road map for the negotiation process that was to follow. Sixteen months later we have a framework for a Joint Comprehensive Plan of Action, the last step before a “final deal” which should be in place by 30 June 2015.

As a general assessment we wish to quote from and largely concur with the statement issued by the International Crisis Group on 2 April 2015:
“The International Crisis Group applauds the 2 April agreement on a framework for a Joint Comprehensive Plan of Action reached between Iran and the P5+1/EU3+3 (the five permanent members of the UN Security Council plus Germany). This achievement is a triumph of multilateral diplomacy and a testament to the seriousness of purpose, patience and persistence of the negotiators involved in this process.
“… Negotiated outcomes by nature are imperfect. These agreed upon parameters provide Iran with an enrichment capacity higher than the U.S. and its allies preferred, and sanctions relief slower and more circumscribed than Iran desired. But both sides have protected their core interests and rightfully can claim victory – a precondition for any sustainable solution.
“This accomplishment is not final; it is as fragile as the forces against it are formidable. It has serious critics in Iran, the U.S. and the region…” Okumaya devam et

İsrail-Filistin “Barış Sürecini” Canlandırma Çabaları

29 Kasım 2014

Elli gün süren Gazze çatışmasından sonra “barış sürecinin bir aşamada” canlandırılması bekleniyordu. Henüz bu yönde somut bir adım atılabilmiş değil. Ama bu yönde bazı niyet beyanları var. Öte yandan birçok olumsuzluk yaşanmakta.
Son haftalara damgasını vuran gelişmelerin başında, aralarında İsrailli milletvekillerinin de bulunduğu 35 kişilik bir grubun 5 Kasım’da zorla Harem-i Şerif’e girmesi ile başlayan ve tırmanan olaylar geliyor. Bu gelişmeler Müslüman ülkelerden şiddetli tepki aldı. Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas olayı “savaş ilanı” olarak nitelendirdi. Batı yakasında, Gazze’de protesto gösterileri düzenlendi. İsrail vatandaşı Araplar da benzer eylemlerde bulundular.
18 Kasım’da ise Har Nof’daki bir sinagoga baskın düzenleyen iki Filistinli, burada ibadet etmekte olan dört hahamı ve bir polisi öldürdü. Bu terör eylemi de büyük tepki yarattı. Okumaya devam et

Gazze Ateş-kesi Sonrasında İsrail-Filistin Cephesi

4 Ekim 2014
İsrail’in 8 Temmuz 2014 tarihinde başlayan Gazze harekatı, 26 Ağustos’ta, kalıcı bir ateş-kes anlaşmasıyla sona erdi. Anlaşma, öze ilişkin konuların bir ay içerisinde Kahire’de ele alınmasına başlanacağı anlayışını da içermekteydi. Bu görüşmeler başladı ama bir yere varamadı. Okumaya devam et

İsrail-Filistin Barış Sürecinde “Ara”

3 Mayıs 2014

İsrail’le Filistin arasında 29 Temmuz 2013 tarihinde başlamış olan barış görüşmeleri için belirlenmiş dokuz aylık süre 29 Nisan 2014 günü doldu. Hedef hiç değilse nihai çözüme ilişkin bir çerçeve üzerinde anlaşılmasıydı ama bu dahi sağlanamadı. İyimser bir tanım kullanmak istiyorsak görüşmelere “ara verildiğini”, karamsar bir tanım kullanmak istiyorsak “yeni bir kopma yaşandığını” söyleyebiliriz. Son yazımda, İsrail ile Filistin’in zaman zaman ABD’ni de adeta barış sürecin üçüncü bir tarafı telakki edip onunla da müzakere etme eğiliminde olduklarına, bunun da ABD yönetiminde artan bir bıkkınlık yaratmış olduğuna değinmiştim. Okumaya devam et

İsrail-Filistin Barış Süreci/Kısır Döngüsü

23 Nisan 2014

29 Temmuz 2013 tarihinde Vaşington’da başlamış olan İsrail-Filistin barış görüşmeleri için belirlenmiş olan dokuz aylık süre 29 Nisan 2014’de doluyor. Diplomatik süreçler için kesin zaman dilimlerinin belirlenmesi isabeti tartışılabilir bir yöntem. Buna, uzayıp giden ihtilafların çözümünde neticeye ulaşmak, taraflar üzerinde baskı yaratmak amacıyla başvuruluyor. Orta Doğu barış görüşmelerinde, P5+1 ile İran arasında sürdürülmekte olan müzakerelerde bu yola gidildi. Bu yöntemin kötü yanı, sürecin öngörülen zaman diliminde hedefine ulaşamaması durumunda düş kırıklığının ve çoğu zaman da gerilimin artması. Okumaya devam et

Orta Doğu Barış Sürecinde Gündem

16 Şubat 2014

ABD’nin çabasıyla başlatılan İsrail-Filistin görüşmelerinin amacı, kalıcı bir çözüme ilişkin ayrıntılı müzakerelere zemin teşkil edecek ilkeleri içeren bir çerçeve üzerinde mutabakat sağlanması olarak açıklanmıştı. Daha doğrusu, ABD böyle bir çerçeve anlaşmayı oluşturup taraflara sunacaktı.  Dokuz ay içerisinde de neticeye varılması öngörülmüştü. Oysa şimdi bunun “yapay bir zaman dilimi” olduğu, daha fazla zamana ihtiyaç bulunduğu ifade edilmekte. Uzun süre gizliliği korunan görüşmelerden basına sızmalar olmakta. Okumaya devam et