Gazze

 

1 Ağustos 2014
Bu yazıya sabah saatlerinde şu cümle ile başladım:
“İsrail’in Hamas’a karşı 8 Temmuz’dan bu yana yürütmekte olduğu Gazze harekatında, İsrail ile Filistinli gruplar arasında bir ateş kes sağlanabildi.”
Noktayı koyar koymaz, bu ilk cümlenin dahi aslında bir güçlüğü yansıttığını düşündüm. Önce, “İsrail’in Hamas’a karşı yürütmekte olduğu harekat” diyor, sonra da “İsrail ile Filistinli gruplar arasında ateş-kes”ten söz ediyorum. Çünkü, İsrail’in terör örgütü olarak ilan ettiği Hamas’la masaya oturması olanaksız. Dolayısıyla, Filistin tarafında “herkesin” temsiline olanak verecek bir heyet oluşturma, bu konuda uzlaşı sağlama sorumluluğu daha çok Mahmud Abbas’a düşüyor.
Yazıma devam ederken, ateş-kesin yerel saatle 08:00’de yürürlüğe girişinden bir buçuk saat sonra bir İsrail askerinin kaçırılması, ikisinin de öldürülmesiyle ihlal edildiğine, çöktüğüne, çatışmaların yoğunlaştığına, can kaybının hızla arttığına, ateş-kesin bir süre için unutulacağına dair haberleri duydum. Söylenen İsrail’in kaçırılan askeri bulmadan durmayacağı idi. Hamas ise bu olayın bir İsrail kurgusu olduğunu belirtmiş. Esasen böyle bir karmaşa ortamında ateş-kes koşullarına anında eksiksiz riayet edilmesi beklemek de pek olanaklı değil. Gazze’deki bütün Filistinli grupları kapsayan bir emir-komuta zincirinin mevcut olup olmadığı da belirsiz. Her koşulda, ya bu ateş-kes koltuk değneğiyle yürütülecek, ya da bu ateş-kesi daha ileri bir aşamada bir başkası izleyecek. Tabii ne zaman ve ne kadar can kaybından sonra onu söylemek mümkün değil. Dolayısıyla önemli olan her iki tarafın öncelikle ciddi irade sergilemesi, bir parça da sabır göstermesi. Çünkü burası tarafların birbirinden net çizgilerle ayrılabildiği, alışılmış tanıma uygun bir cephe değil; aksine her şeyin içiçe geçtiği bir karmaşa alanı.
Başkan Obama, ateş-kesin çökmesinden sonra Gazze konusunda özetle şunları söyledi:
“İsrail meşru savunma hakkını kullanıyor çünkü hiçbir ülke her yirmi dakikada bir roket saldırılarına uğramayı, insanlarını sürekli sığınaklara göndermeyi, ülkesine terör amaçlı tüneller kazılmasını kabul edemez. Kaçırılan asker derhal ve koşulsuz olarak iade edilmelidir. Diğer yandan, vicdanımız masum sivillerin iki ateş arasında kalıp yaşamlarını yitirmelerini kabul etmemektedir. Bunun önlenmesi için her şey yapılmalıdır. Ateş-kes bütün bunlar içindi ama ihlal edildi. Gayretlerimiz sürecek. Dışişleri Bakanı Kerry, kendisine haksız eleştiriler yöneltilse de, büyük emek verdiği çabasına devam edecek. Ateş-kesi canlandırmaya çalışacağız ama bu kolay olmayacak. Hamas Gazze’ye hakim olduğunu iddia ediyorsa ateş-kesin gereğini de yerine getirebilmelidir.”
Çatışmalar yeniden yoğunlaşmış olsa da, bugün açıklanmasıyla birlikte “çöktüğü” söylenen ateş-kesin hangi parametreler üzerine bina edildiğine kısaca bakmakta yarar olabilir çünkü sonraki çabalar muhtemelen bunun bir devamı olacaktır.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile ABD Dışişleri Bakanı Kerry, bu sabah ateş-kes konusunda yaptıkları yazılı ortak açıklamada:
• İsrail ile Filistinli grupların, 1 Ağustos 2014 Cuma günü saat 08:00’de yürürlüğe girecek, uzatılmadığı takdirde 72 saat sürecek insancıl bir ateş-kes üzerinde anlaşmaya vardıklarını,
• Tarafların bu süre zarfında bulundukları yerlerde kalacaklarını,
• Ateş-kesin, şiddete maruz kalmış masum sivillere çok ihtiyaç duydukları bir soluklanma olanağı vereceğini; Gazze’deki sivillerin acilen ihtiyaç duydukları insani yardımı olabileceklerini, kayıplarını defnedip yaralılarıyla ilgilenmek ve yiyecek stoklarını takviye etmek gibi yaşamsal işlevleri yerine getirebileceklerini; bu süre zarfında su ve elektrik altyapısındaki gecikmiş onarımın devam edeceğini,
• İsrail ve Filistin heyetlerinin, Mısır’ın daveti üzerine, Mısır hükümetiyle kalıcı bir ateş-kese yönelik müzakerelerde bulunmak üzere derhal Kahire’ye gideceklerini (ki bununla kastedilen Mısır aracılığında dolaylı görüşmelerdir),
• Tarafların bu görüşmelerde bütün sorunları gündeme getirebileceklerini,
• Bu süreçte rol almış başlıca bölgesel oyunculara sürece verdikleri destek için teşekkür ettiklerini; bu uluslararası ortak çabanın Mısır ile tarafların en kısa zamanda kalıcı bir ateş-kese varmalarına yardımcı olacak şekilde devam edeceğine güvendiklerini açıkladılar.

ABD Dışişleri Bakanı Kerry Delhi’de, yukardakilere ilaveten, 72 saatlik ateş-kes boyunca tarafların bulundukları yerlerde kalacaklarını; İsrail’in kendi hatları gerisinde bulunan tünellerdeki savunma operasyonlarına devam edebileceğini; tarafların İsrail’in güvenlik kaygılarını giderecek, Gazze halkının da emniyet içinde onurlu bir yaşam sürdürmesine olanak verecek çözümler bulmak durumunda olduğunu;
bu ateş-kesin sağlanmasındaki çabaları için Başbakan Netanyahu’ya, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’a, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’ye, Dışişleri Bakanı Şukri’ye müteşekkir olduğunu; ateş-kesin Mısır’ın ilk ateş-kes planı üzerine bina edildiğini; Filistin Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’a arka plandaki yoğun çabası için teşekkür ettiğini; ateş-kesin sadece bir “ara” olduğunu, bunun açtığı fırsat penceresinden mutlaka yararlanılması gerektiğini; herkesin gelecek için bir vizyona sahip bulunduğunu; İsrail’in barış ve güvenlik içerisinde yaşayabilmesi, Filistinlilerin ise uzun zamandır kendilerine acı vermiş olandan farklı bir yaşama kavuşabilmeleri gerektiğini belirtti.

Anlaşılan Kerry açıklamasında, İsrail’in güvenlik ihtiyaçları ile Filistinlilerin barış görüşmelerinde öze ilişkin konuların ele alınmasına verdikleri öneme, farklı bir yaşama kavuşma arzularına dengeli biçimde değinmeye; İsrail tarafının kendisine yönelttiği eleştirileri geride bırakmaya; Mısır’ın da gönlünü almaya çalışmış.

Gazze harekatı İsrail’in uluslararası konumuna ciddi zarar vermiştir. Herkes İsrail’in, meşru savunma hakkını kullanıyor olsa dahi, sivil halka bu denli zayiat verdirmesinin kabul edilmezliği noktasında birleşmektedir. Filistin sorunu on yıllardır sürüp gidiyor, çatışmalar yaşanıyor ancak İsrail bu denli bir uluslararası tepkiyle belki de ilk kez karşılaşmıştır. BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay uluslararası hukukun İsrail tarafından savaş suçu teşkil edebilecek düzeyde ihlal edildiğinden söz etmiş; BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon BM bayrağı altında faaliyet gösteren mekanlara yapılan saldırıları şiddetle kınamıştır. ABD bu tür saldırıların kabul edilmez olduğunu belirtmiştir. İsrail’in “tünellerin tümünü imha etmeden harekat bitmeyecek” söylemi de sert bir yaklaşım gibi görünmekle birlikte belki de Gazze harekatına bir zaman ve alan sınırı koymaya yöneliktir.
Hamas da bu tablonun bilincinde olduğu için hemen ateş-kese yanaşmamış ve Gazze’deki can kaybının artması pahasına İsrail’i artan bir uluslararası tepkiyle karşı karşıya bırakmayı tercih etmiştir. Hamas’ın Filistin genelinde siyasi konumunu güçlendirmeyi de amaçladığı da söylenebilir.

Ama asıl önemli olan bundan sonra ne olacağı; Gazze harekatının farklı dinamikleri tetikleyip tetiklemeyeceği; Filistin cephesini, özellikle Fatah-Hamas denklemini nasıl etkileyeceği; İsrail’in yeni barış arayışlarındaki muhatabının kimliğini nasıl şekillendireceğidir.

Kalıcı bir ateş-kesten sonra yapılması gereken, iki devletli vizyon çerçevesinde nihai çözüme yönelik müzakerelerin makul bir süre içinde başlatılması ve zamanlıca amacına ulaştırılmasıdır. Esasen yaşanmakta olan sıkıntının başlıca nedeni, bugüne kadarki müzakerelerde yeterince öze inilememesi, işin İsrail tarafından zamana yayılması, sürekli geçiş düzenlemelerinden söz edilmesi, bu arada kurulan yeni yerleşim merkezleriyle nihai çözümün en önemli gündem maddeleri olan toprak ve Kudüs konularının geleceğinin olumsuz biçimde etkilenmesidir. Filistin devleti fikrinin bir seraba dönüştürülmesidir.

ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin yerinde olsam Başbakan Netanyahu’ya şunu söylerdim:

“Konjonktür İsrail’in kalıcı barışı zorlaması için son derece müsaittir. Mısır ve Suudi Arabistan Müslüman Kardeşlere duydukları husumet nedeniyle Hamas’a karşılar ve Fatah’ı destekliyorlar. Arap aleminin en büyük potansiyele sahip ülkesi Irak; Arap siyasi düşüncesinin, siyasi hareketlerinin merkezi ise Suriye idi. Bu iki ülke de daha yıllarca sürecek bir karmaşa, belki de dağılma süreci içerisinde bulunuyor. İslam ülkeleri Orta Çağı anımsatan bir mezhep bölünmüşlüğü yaşamakta. Filistin sorununu şimdi kalıcı bir çözüme ulaştırın ve bölge öyle veya böyle yeniden şekillendiğinde bu meseleyi geride bırakmış olun. Gelecek için kendinize değişik bir fırsat yaratın. Böylelikle kendinize yönelik bir tehdit telakki ettiğiniz radikal İslamcı kesimlerin ısrarla kullandığı Filistin kozunu ellerinden almış olursunuz. Bölgedeki siyasi dönüşüme de olumlu katkıda bulunursunuz.
“Güvenlik kaygılarınızı anlıyoruz. Bunun giderilmesinin yolu Gazze’nin uluslararası denetim altında silahsızlandırılmasıdır. Bu amaçla oluşturulacak bir uluslararası güce katılmaya istekli birçok ülke olacağına eminim. Biz de böyle bir düzenlemenin etkinliğine en geniş şekilde katkıda bulunmaya, ayrıca Filistin halkının çatışma gündemini geride bırakmasına, kalkınma ve demokrasi çabalarına odaklanmasına yardımcı olacak kapsamlı bir uluslararası ekonomik yardım programının oluşturulmasına yardımcı olmaya hazırız.”

İşin bölgesel boyutuna bakacak olursak, son Gazze harekatı Arap ülkeleri arasındaki bölünmüşlüklerin daha belirgin çizgiler kazanmasına neden oldu. Artık bir tarafta Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin, diğer tarafta ise Katar ve Türkiye’nin oluşturduğu cephelerden söz ediliyor. Bu Suriye konusunda önceden mevcut bölünmüşlüğün üzerine eklenmiş bir yenisi. Türkiye bir Arap ülkesi değil ama dış politika tercih ve kararları sonucu artık Orta Doğu karmaşasının bir unsuru olarak algılanıyor. Bunun anlamı şu: bir zamanlar aşırı iddialı bir söylemle soyunmuş olduğumuz “oyun kurucu” rolünü alamadık ama “kötü bir oyunun parçası” olduk.
Bugün bir numaralı, belki de dünyadaki tek müttefikimiz olan Katar, Ağrı veya Denizli illerimiz büyüklüğünde, zengin doğalgaz ve petrol kaynaklarına sahip bir ülke. Nüfusu yaklaşık 1,9 milyon. Kişi başına milli gelir 80,000 doların üzerinde. Kendisinden dünyanın en zengin ülkesi olarak söz ediliyor. Etkin bir haber kanalı olan Al Jazeera televizyonu Katarlı.
Katar ABD’nin müttefiki. ABD’nin coğrafi sorumluk alanı belirlenmiş altı büyük komutanlığından biri olan Centcom’un ileri karargahlarından biri Katar’da. Ayrıca askeri üsleri var. Bir habere göre ABD, yakın bir tarihte Katar’la, esas itibariyle ileri teknolojiyle donatılmış saldırı helikopterlerini kapsayan 11 milyar dolarlık bir silah satış anlaşması yapmış.
Katar ve Türkiye artık Hamas’la bir cephe oluşturuyorlar. Uluslararası algı bu merkezde. Hamas’ın lideri Halit Meşal de Katar’da yaşıyor. Dolayısıyla Hamas’la temaslar esas itibariyle Katar kanalıyla gerçekleştiriliyor. Özetle Katar, kendi konumu ve boyutları dikkate alındığında ABD himayesinde çok ilginç ve “kendine özgü” bir diplomasi izliyor. Bizden önemli bir farkı İsrail’e karşı radikal söylemlerde bulunmaması.
Katar ve Türkiye Dışişleri Bakanları bugünkü ateş-kes münasebetiyle ortak bir açıklama yayınladılar. Açıklamada özetle şunlar dile getirilmekte:
• BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin insani ateş-kese ilişkin açıklamalarını memnuniyetle karşılıyoruz.
• Filistin Ulusal Ulusal Yönetiminin bütün Filistinli grupları içerecek bir heyetle kalıcı ateş-kes görüşmeleri için Kahire’ye gitmesini kuvvetle destekliyoruz.
• Bu yeni süreci, Filistin ulusal birlik hükümetinin devamına bir bağlılık göstergesi olarak memnuniyetle karşılıyoruz.
• Bu sürecin süratle kalıcı bir ateş-kes sağlamasıyla, masum Filistinli sivillerin İsrail bombardımanının başlamasından bu yana ayırım yapılmaksızın öldürülmelerine son verileceği ümidindeyiz.
• ABD’nin oynadığı önemli rolü memnuniyet ve takdirle karşılıyor, Mısır’ın bu sürece ev sahipliği yaparak sağladığı kolaylaştırıcı katkıyı takdir ediyoruz.
• İsrail’e, masum insanların hayatının ve mülkünün korunmasına, Gazze’ye acil insani yardım ulaştırılmasına olanak verecek sürdürülebilir bir ateş-kese saygı göstermesi için güçlü bir çağrıda bulunuyoruz.
• Bu sürece katkı yapmış olmaktan mutluyuz. BM, ABD, Mısır ve diğer uluslararası ortaklarımızla işbirliğini sürdüreceğiz.
Bu bildirinin bazı ilginç yanları var.
Birincisi, genel üslubu itibariyle bizim kalemimizden çıkmadığı izlenimini veriyor. Çıktı ise daha farklı bir çizgiye geldiğimiz anlamını taşıyor.
İkincisi, Katar ve Türkiye bu bildiri ile kendilerini tebrik ediyorlar. Kerry ise Delhi’deki açıklamasında, herhalde İsrail ve Mısır’ın duyarlılıklarını dikkate alarak, ne Katar’dan ne de Türkiye’den söz etmiş değil.
Üçüncüsü, bu bildiri Türkiye’nin bugüne kadar sadece husumet gösterdiği Sisi yönetimine uzattığı ilk çiçek olmak özelliğini taşıyor. Mısır’la ilgili ifadelere karşı çıkmış olmamız, ancak itirazımızın dikkate alınmamış olması da muhtemeldir. Yine de bildirinin Türkiye-Mısır ilişkilerinde bir düzelmeye yol açmasını dilerim.
Dördüncüsü, bildiride kalıcı ateş-kes sağlandığında Gazze’ye insani yardım ulaştırılmasını kolaylaştırması için yapılmış bir çağrı var. Bu konuda bütün söyleyebileceğim şu: Bölgede büyük bir dram yaşanıyor. Bir aşamada sağlanabilecek kalıcı ateş-kesi, insani yardımlarımızla İsrail’i bir kez daha köşeye sıkıştırmak için kullanmaya çalışırsak kendimize de, sürece de, Filistinlilere de zarar vermiş oluruz. Zamanı geldiğinde Gazze’ye elbette yardım yapabiliriz, yapmalıyız da ama uluslararası kanallardan, örneğin BM aracılığı ile.
Türkiye’nin bu süreçteki konumuna ilişkin görüşümü de kısaca belirteyim: Türkiye Orta Doğu barışına farklı bir kimlikle, ideolojik, anti-semitik ve iç politikaya dönük söylemlerle harmanlanmamış bir tutumla çok daha fazla katkı sağlayabilirdi. Katar-Hamas ekseninde kendimize biçtiğimiz rol kanımca çapımızın çok gerisinde kalmıştır. Bizden beklenen sadece Hamas’ın ikna edilmesine yardım etmek olmamalıydı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s