8 Ocak 2014
Son yıllarda, ekonomik performansı, bazı tehlike sinyallerine rağmen, birçok AB ekonomisinden daha iyi düzeyde seyreden Türkiye’de, bunun da verdiği güvenle, “AB karşıtı retorik” olarak nitelendirilebilecek bir söylem başladı. Dersler verildi. Orta Doğu ve Suriye’nin dış politikanın odağı haline gelmesiyle AB süreci gündemden çıktı. Daha sonra dış politikada sonu gelmeyen yanlışların bir gündem değişikliğini dayatması üzerine tekrar eski defterlere dönüldü. Bu bağlamda, yeni bir müzakere faslının açılması ve “vize müjdesi” ile AB sürecinde bir canlanma olduğu izlenimi yaratılmak istendi. Maalesef, bu iki gelişme de göz boyamadan ibarettir. Okumaya devam et
